Revizyon burun estetiği, daha önce burun ameliyatı geçirmiş ancak estetik ya da fonksiyonel açıdan istenen sonuca ulaşamamış hastalarda yapılan düzeltici cerrahidir. Hem görsel iyileştirme hem de solunum fonksiyonlarının yeniden düzenlenmesi amaçlanır.
Revizyon rinoplasti kimlere yapılır sorusu, ilk ameliyat sonrası burun şeklinde çökme, eğrilik, asimetri veya nefes alma sorunları gelişen bireyler için yanıt bulur. Ayrıca estetik beklentilerini karşılamayan hastalarda da bu müdahale gerekebilir.
Bu operasyonlar, önceki cerrahiye bağlı olarak burun dokularının zarar görmüş olabileceği durumları içerdiğinden, teknik olarak daha zordur. Gerekirse kıkırdak grefti kullanılır ve burun yapısı yeniden desteklenir. Tecrübeli cerrahlar tarafından uygulanmalıdır.
Revizyon burun estetiği sonrası iyileşme süreci birincil rinoplastiden daha uzun sürebilir. Dokuların toparlanması ve burnun son şeklinin oturması 12–18 ayı bulabilir. Doğru planlama ve sabırlı bir iyileşme süreci ile başarılı sonuçlar elde edilebilir.
Prof. Dr. Fehmi Döner
KBB ve Baş - Boyun Cerrahisi Uzmanı
İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.
Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.
Devamını GörüntüleRevizyon Burun Estetiği Nedir?
Revizyon burun estetiği, daha önce gerçekleştirilen rinoplasti operasyonu sonrasında ortaya çıkan fonksiyonel veya estetik sorunların düzeltilmesi amacıyla yapılan ikinci bir cerrahi işlemdir. İlk ameliyatta istenen sonucun elde edilememesi, solunum problemleri veya şekil bozuklukları nedeniyle uygulanabilir. Bu operasyon, mevcut doku yapısına bağlı olarak daha detaylı planlama gerektirir ve deneyimli cerrahlar tarafından gerçekleştirilmelidir. Amaç, hem burun fonksiyonlarını hem de estetik görünümü iyileştirmektir.
Revizyon burun ameliyatı neden gereklidir ve hangi durumlarda yapılır?
Bir hasta kapıdan içeri girdiğinde ve “Hocam, ben burnumdan mutsuzum” dediğinde, bunun altında yatan onlarca farklı sebep olabilir. Bazen sorun çok barizdir; burun sırtında ele gelen bir düzensizlik veya karşıdan bakıldığında bariz bir eğrilik vardır. Bazen de sorun dışarıdan çok belli olmaz ama hasta nefes alamaz, geceleri ağzı açık uyur ve yaşam kalitesi kötüdür. İlk ameliyattan sonra işlerin yolunda gitmediğini gösteren işaretler kişiden kişiye değişse de temel şikayetler genellikle estetik kaygılarla birlikte fonksiyonel sıkıntıların birleşimidir.
Hastaların revizyon arayışına girmesinin en sık karşılaşılan nedenleri şunlardır:
- Burun ucu düşüklüğü
- Burun sırtında çökme
- Devam eden burun eğriliği
- Nefes alma güçlüğü
- Burun deliklerinde asimetri
- Aşırı kalkık burun ucu
- Burun kanatlarında çökme
- Papağan burnu deformitesi
- Sivri ve yapay görünüm
Bu maddelerin her biri, aslında cerrahi sırasında veya iyileşme sürecinde yaşanan bazı aksaklıkların sonucudur. Örneğin burun ucunun düşmesi, o bölgeye yeterli desteğin konulmadığını veya kullanılan kıkırdakların zamanla direncini yitirdiğini gösterir. “Papağan burnu” dediğimiz durum ise, burun ucunun hemen arkasındaki kıkırdak ve dokuların yeterince alınmaması sonucu oluşan bombeli görüntüdür. Ancak en kritiği nefes alma problemleridir. Estetik uğruna burnun çatısını fazla inceltmek veya içerdeki hava kapakçıklarını (valvleri) daraltmak, burunda daralmaya yol açarak hastayı ömür boyu burun tıkanıklığına mahkum edebilir. Revizyon cerrahisinin amacı, bu hasarları tespit edip, burnu hem göze hoş gelen hem de ciğerlere dolu dolu oksijen gönderen bir organ haline getirmektir.
Revizyon burun estetiği süreci ilk ameliyattan neden daha zordur?
Hastalarımız bazen “Hocam, sadece küçük bir rötuş yapacağız, neden bu kadar karmaşık?” diye düşünebilirler. Ancak revizyon cerrahisi, ilk ameliyattan teknik olarak çok daha farklı ve zorlu bir süreçtir. Bunu bir inşaat örneğiyle açıklamak her zaman daha anlaşılır olur. İlk ameliyat (primer rinoplasti), boş ve temiz bir arsaya, projesine uygun sıfırdan bir bina inşa etmeye benzer. Temel sağlamdır, malzemeler tamdır ve her şeye sıfırdan başlarsınız.
Revizyon burun ameliyatı ise, kolonları hasar görmüş, duvarları çatlamış ve planı bozulmuş bir binayı, yıkmadan restore etmeye çalışmaktır. Cerrah ameliyata başladığında cildi kaldırdığında içeride neyle karşılaşacağını bilemeyebilir. İlk ameliyatta kıkırdaklar aşırı alınmış olabilir, kemikler asimetrik kaynamış olabilir veya dokular birbirine yapışmış olabilir. Cerrahın buradaki görevi sadece şekil vermek değil önce ortamı temizlemek, hasarı tespit etmek ve ardından eksik olan parçaları tamamlayarak yapıyı güçlendirmektir.
Bu zorluğu artıran faktörler şunlardır:
- Cilt yapışıklıkları
- Bozulmuş anatomi
- Kalan kıkırdakların yetersiz olması
- Bozulmuş kan dolaşımı
- Cilt elastikiyet kaybı
Özellikle “skar dokusu” dediğimiz iyileşme dokusu, cerrahın en büyük mücadelesidir. İlk ameliyattan sonra vücut o bölgeyi onarmak için sert, lifli bir doku üretir. Bu doku, anatomik planları birbirine yapıştırır ve cerrahın milimetrik çalışma alanını kısıtlar. Ayrıca daha önce işlem görmüş bir cildin kan dolaşımı, hiç dokunulmamış bir cilde göre daha hassastır. Revizyon cerrahide cildi hasarlandırmadan yapmak oldukça güçtür. Bu yüzden revizyon cerrahisi aceleye gelmez, çok daha titiz, yavaş ve dikkatli bir çalışma gerektirir. Cerrahın tecrübesi ve sabrı, bu noktada ameliyatın başarısını belirleyen en önemli faktör haline gelir.
Revizyon burun ameliyatı için ne kadar beklemek gerekir?
Belki de hastalarımız için en zorlayıcı kısım “beklemek”tir. Aynaya baktığınızda sizi mutsuz eden bir görüntü varken veya nefes almakta zorlanırken, doktorunuzun “Biraz daha sabretmeliyiz” demesi can sıkıcı olabilir. Ancak tıbbi gerçekler ve doku biyolojisi, bu bekleme süresinin keyfi bir karar değil zorunlu bir kural olduğunu gösterir. Revizyon cerrahisi için genel kabul görmüş , önerilen ve bilimsel olarak desteklenen süre, ilk ameliyatın üzerinden en az bir yıl geçmesidir.
Peki, neden bir yıl? Çünkü burnun iyileşme süreci dışarıdan göründüğü gibi hızlı ilerlemez. İlk aylarda burun hala ödemlidir. Bu ödem, alttaki kemik ve kıkırdak yapının gerçek şeklini maskeler. Şişlikler varken yapılan bir değerlendirme yanıltıcı olabilir; ödem indiğinde ortaya çıkacak asimetriler veya çukurluklar henüz görünür olmayabilir. Daha da önemlisi, içerideki yara iyileşme sürecidir. İlk 6-9 ay boyunca dokular hala “aktif” bir iyileşme fazındadır. Bu dönemde dokular serttir, kanlanması yoğundur ve cerrahi müdahaleye uygun değildir.
Erken müdahale riskleri şunlardır:
- Aşırı kanama
- Cilt beslenme bozukluğu
- Kalıcı doku hasarı
- Öngörülemeyen sonuçlar
Eğer dokular tamamen yumuşamadan (“matüre olmadan”) tekrar açılırsa, cildin beslenmesi bozulabilir ve bu da geri dönüşü olmayan cilt sorunlarına yol açabilir. Ayrıca sert dokularla çalışmak, cerrahın şekil vermesini imkansız hale getirir. Elbette çok acil durumlar örneğin nefes yolunun tamamen kapanması veya enfeksiyon gibi istisnalar olabilir. Ancak estetik odaklı düzeltmelerde sabır, başarının anahtarıdır. Bir yılın sonunda ödem tamamen iner, dokular yumuşar ve burun son şeklini alır. İşte o zaman yapılan planlama ve cerrahi, en sağlıklı ve kalıcı sonucu verir.
Revizyon burun ameliyatı öncesi psikolojik süreç nasıl yönetilmelidir?
Revizyon hastası olmak, primer (ilk) hastalara göre çok daha farklı bir psikoloji gerektirir. İlk ameliyatınızda heyecanlı ve umutluydunuz, ancak sonuç hüsran oldu. Bu durum doğal olarak hekimlere ve cerrahi sürece olan güveninizi zedeleyebilir. Kaygılı, şüpheci ve mutsuz olmanız çok normaldir. Bu yüzden revizyon süreci sadece fiziksel bir onarım değil aynı zamanda duygusal bir onarım sürecidir.
Bu süreçte en önemli adım, beklentilerinizi gerçekçi bir zemine oturtmaktır. İlk ameliyatın yarattığı travma ile bazen hastalar “mükemmel” ve “kusursuz” bir burun arayışına girerler. Ancak revizyon cerrahisinde hedef “mükemmellik” değil mevcut durumdan “daha iyiye” ulaşmak olmalıdır. Çünkü elimizdeki doku malzemesi sınırlıdır ve daha önce hasar görmüştür. Cerrahınızla kuracağınız açık iletişim bu noktada hayati önem taşır. Sizi gerçekten dinleyen, endişelerinizi anlayan ve yapabileceklerini (ve yapamayacaklarını) dürüstçe anlatan bir hekimle yola çıkmalısınız.
Beden Algı Bozukluğu (Dismorfik Bozukluk) belirtileri şunlardır:
- Küçük kusurlara takıntılı olma
- Sosyal izolasyon
- Sürekli doktor değiştirme
- Gerçekçi olmayan beklentiler
Teknolojinin nimetlerinden faydalanmak da bu kaygıyı azaltmada çok etkilidir. 3D simülasyon cihazları (örneğin Vectra), ameliyat öncesinde burnunuzun olası sonucunu kendi yüzünüz üzerinde görmenizi sağlar. Bu “burnum çok mu kalkık olacak?” ya da “kemer ne kadar gidecek?” gibi soyut soruları somutlaştırır. Ancak unutmayın ki bu bir bilgisayar çizimidir, canlı doku her zaman milimetrik olarak bilgisayara uymaz. Yine de cerrahınızla aynı estetik dilde konuşup konuşmadığınızı anlamanın en iyi yoludur. Eğer aynadaki görüntünüzden çok mutsuzsanız, bu süreci bir psikolojik destekle yürütmek de size çok iyi gelecektir. Ruhsal olarak hazır olmadan girilen bir ameliyat, sonuç ne kadar iyi olursa olsun sizi tatmin etmeyebilir.
Revizyon burun ameliyatında kaburga kıkırdağı kullanmak şart mıdır?
Revizyon rinoplasti denilince hastaların en çok irkildiği konu genellikle “kaburga kıkırdağı” meselesidir. “Hocam burnum için neden kaburgamdan parça alınıyor?” sorusuyla sıkça karşılaşırız. Bu korkuyu anlamak mümkün; ilk başta kulağa büyük ve ağrılı bir işlem gibi geliyor. Ancak işin aslı, kaburga kıkırdağının revizyon cerrahisinin en büyük kurtarıcısı ve sigortası olduğudur.
Burnu bir çadır gibi düşünün. Bu çadırın ayakta durması için direklere (kıkırdaklara) ihtiyacı vardır. İlk ameliyatınızda burnun içindeki kendi yedek parçanız olan septum kıkırdağı genellikle kullanılmış veya hasar görmüş olur. Yani burnu yeniden inşa etmek için elimizde yeterli “inşaat malzemesi” kalmamıştır. Kulak kıkırdağı bir seçenektir ancak yapısı gereği yumuşak ve kavislidir. Burun ucu şekillendirmede harikadır ama burnun sırtını düzeltmek veya çökmüş bir burnu ayağa kaldırmak için yeterince güçlü ve düz değildir.
Kaburga kıkırdağının avantajları şunlardır:
- Bol miktarda bulunması
- Düz ve sağlam yapısı
- Kolay şekil verilebilmesi
- Uzun ömürlü olması
Kaburga kıkırdağı (kostal kartilaj), genellikle sağ göğüs altından, kadınlarda meme altı kıvrımına gizlenen yaklaşık 2-3 cm’lik minik bir kesi ile alınır. Bu işlem sırasında akciğerlere asla dokunulmaz ve solunumla ilgili bir sorun yaşanmaz. Alınan bu sağlam kıkırdak, cerrahın elinde bir heykeltıraş gibi işlenir. Bazen ince plakalar halinde burnu desteklemek için, bazen de “doğranmış kıkırdak” (diced cartilage) yöntemiyle minik küpler haline getirilip bir kılıf içinde burun sırtına yerleştirmek için kullanılır. Bu yöntemler sayesinde burnunuz yıllar geçse de formunu korur, çökmez ve eğilmez. Ameliyat sonrası kaburga bölgesinde birkaç gün süren hafif bir ağrı olabilir ama bu basit ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınır ve günlük hayatınızı kısıtlamaz.
İletişime Geçin!
Açık teknik revizyon burun estetiği neden daha avantajlıdır?
Burun estetiğinde teknikler genellikle “açık” ve “kapalı” olarak ikiye ayrılır. Hastanın ilk ameliyatında her iki tekniğin de savunucuları vardır ve başarılı sonuçlar alınabilir. Ancak konu revizyon olduğunda, dünya genelindeki cerrahların büyük çoğunluğu açık teknikten yanadır. Peki, neden?
Cevap basit: Görüş hakimiyeti. Revizyon cerrahisinde içerideki anatomi bozulmuş, yapışıklıklar oluşmuş ve simetri kaybolmuştur. Cerrahın bu karmaşık tabloyu düzeltebilmesi için “kör uçuş” yapmaması, her şeyi net bir şekilde görmesi gerekir. Açık teknik, burun deliklerinin arasındaki kolumella bölgesinden yapılan çok küçük bir kesi ile burun cildinin kaldırılmasını sağlar. Bu sayede burnun iskeleti tamamen ortaya çıkar.
Açık tekniğin sağladığı avantajlar şunlardır:
- Hasarın net tespiti
- Greftlerin sabitlenmesi
- Asimetrilerin düzeltilmesi
- Kanama kontrolü
Özellikle kaburga kıkırdağı gibi eklemeler yapılacaksa, bu parçaların milimetrik dikişlerle ana iskelete tutturulması gerekir. Bu hassas işlemi kapalı yöntemle, daracık bir tünelin içinden yapmak teknik olarak çok zordur ve hata payını artırır. Açık teknikte ise cerrah, koyduğu kıkırdağın nerede durduğunu, sağa mı sola mı kaydığını görür ve ona göre sabitler. Ameliyat sonrası burun ucunda kalan o küçük iz ise, doğru onarıldığında zamanla solup belirsiz hale gelir. Revizyon gibi riskli bir ameliyatta, “iz kalmasın” diye görüş alanından feragat etmek yerine, en iyi ve en sağlam sonucu almak için açık tekniği tercih etmek çok daha güvenli bir yoldur.
Revizyon burun ameliyatı ile nefes alma sorunu tamamen düzelir mi?
Bir burun ameliyatında estetik kaygılar buzdağının görünen yüzü ise, nefes alma problemleri suyun altındaki devasa kütledir. Revizyon hastalarımızın çok büyük bir kısmı, sadece şekil bozukluğu değil ciddi solunum sıkıntısı da yaşar. İlk ameliyatta burnun çatısı aşırı daraltılmışsa veya kıkırdaklar zayıflatılmışsa, nefes alırken burun kanatları içeri doğru vakumlanarak kapanabilir (buna valv yetmezliği diyoruz). Bu durum mandalla sıkılmış bir burunla yaşamaya benzer ve oldukça yorucudur.
Revizyon cerrahisi, bu fonksiyonel sorunları çözmek için eşsiz bir fırsattır. Sadece burnun dışını düzeltmek yetmez; hava yolunu da “mekanik” olarak açmak gerekir. Bunu yapmak için burnun içine yapısal destekler yerleştirilir.
Uygulanan fonksiyonel işlemler şunlardır:
- Spreader greft yerleşimi
- Burun eti küçültülmesi
- Septum eğriliği düzeltilmesi
- Alar rim destekleri
Örneğin “spreader greft” dediğimiz ince kıkırdak şeritleri, burnun çatısını genişleterek iç hava yolunun açısını artırır. Bu hem nefesi rahatlatır hem de burun sırtındaki orta hat çizgilerini düzgünleştirir. Burun kanatlarında çökme varsa, o bölgelere koyulan destek kıkırdakları, derin nefes aldığınızda burnunuzun kapanmasını engeller. Eğer burun içinde yapışıklıklar (sineşi) veya burun etlerinde büyüme (konka hipertrofisi) varsa, aynı seansta bunlara da müdahale edilir. Başarılı bir revizyon sonrası hasta, sadece aynada güzel bir burun görmez; aynı zamanda ciğerlerine dolan o taze ve bol oksijenin keyfini sürer. İyi bir revizyonun ölçütü, estetik olduğu kadar fonksiyonel başarısıdır.
Piezo ultrasonik cerrahi revizyon ameliyatında ne gibi faydalar sağlar?
Teknoloji tıbbın her alanında olduğu gibi burun estetiğinde de devrim yarattı. Eski usul çekiç, keski ve törpülerin yerini artık ses dalgaları aldı. Piezo cerrahisi, ultrasonik ses dalgalarının titreşimiyle kemikleri kesme ve şekillendirme teknolojisidir. Revizyon cerrahisinde kullanımı ise, zaten travmatize olmuş bir dokuda çalışırken cerraha büyük bir hassasiyet kazandırır.
Geleneksel yöntemlerde kemiği kırmak için güç uygulamak gerekirdi ve bu bazen kontrolsüz kırıklara yol açabilirdi. Piezo ise son derece nazik bir yöntemdir. En büyük özelliği “doku seçici” olmasıdır. Yani cihaz sadece sert doku olan kemiği keser; yumuşak dokuya, damara, sinire veya cilde değdiği anda durur ve zarar vermez.
Piezo cerrahisinin faydaları şunlardır:
- Daha az morluk
- Daha az şişlik
- Milimetrik kemik kesisi
- Sadece planlanan yerin kesilmesi
- Hızlı iyileşme
- Yumuşak doku koruması
Revizyon vakalarında kemikler genellikle daha önce işlem görmüş, düzensizleşmiş veya asimetrik kaynamıştır. Piezo ile bu kemikleri kırmadan, adeta bir heykeltıraşın taşı yontması gibi incelterek düzeltmek mümkündür. Yumuşak doku hasarı minimum olduğu için ameliyat sonrası “gözleri kapanacak kadar şişme” veya “simsiyah morarma” tablolarıyla çok daha az karşılaşırız. Bu da hastanın sosyal hayata dönüşünü hızlandırır. Elbette cihazı kullanan cerrahın deneyimi esastır, ama Piezo gibi modern bir enstrümana sahip olmak, revizyon gibi zorlu bir parkurda çok büyük bir avantajdır.
Revizyon burun ameliyatı sonrası iyileşme süreci nasıldır?
Ameliyat bitti, odanıza çıktınız. Şimdi önünüzde bir iyileşme maratonu var. “Maraton” diyorum çünkü bu süreç 100 metre koşusu gibi hızlı bitmez, sabır ve istikrar gerektirir. Revizyon ameliyatı sonrası ilk saatlerde hafif bir sızlama, burunda dolgunluk hissi ve boğazda kuruluk hissetmeniz normaldir. Burnunuzun üzerinde termal bir alçı, içinde ise genellikle nefes almanıza izin veren silikon yapraklar (tamponlar) olacaktır. Bu silikon yumuşak yapıdaki tampon ağrısız kolayca burundan çıkarılır. Eskisi gibi metrelerce bez tamponlar artık kullanılmadığı için, tamponların çıkması korkulu rüya olmaktan çıkmıştır.
İlk hafta dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Başın yüksekte tutulması
- Buz uygulaması
- Sıcak gıdalardan kaçınma
- Yorucu hareketlerden uzak durma
İlk haftanın sonunda alçı ve tamponlar alınır. Bu an, yeni burnunuzla ilk tanışmanızdır. Ancak gördüğünüz görüntüye hemen aşık olmayı beklemeyin, hatta biraz yadırgayabilirsiniz. Çünkü burun şiştir, ödemlidir ve detayları henüz belli değildir. “Kaba taslak” bir sonuç görürsünüz. Revizyon burunlarında önceki ameliyata bağlı lenf dolaşımı daha yavaş toparlandığı için ödemin inmesi ilk ameliyata göre daha uzun sürer.
Uzun dönem iyileşme evreleri şunlardır:
- İlk 1 Ay: Kaba şişliklerin %60-70’i iner. Sosyal hayata rahatça dönebilirsiniz, kimse ameliyat olduğunuzu garipsemez ama siz ödemleri hissedersiniz.
- 3-6 Ay: Burun sırtı incelmeye, burun ucu şekillenmeye başlar. His kayıpları düzelir.
- 1 Yıl: Burun son halini alır. Ödem tamamen gider, deri altı dokular iyileşir ve burnun “gerçek” sonucu ortaya çıkar. Kalın derili hastalarda bu süre 1.5-2 yıla kadar uzayabilir.
Bu süreçte burnunuzun sabahları daha şiş, akşamları daha inik olduğunu fark edebilirsiniz; bu çok normaldir. Doktorunuzun önereceği masajları yapmak, tuzlu su ile yıkamaları ihmal etmemek ve en önemlisi burnunuzu darbelerden korumak iyileşme kalitesini artırır. Sabrın sonu selamettir; acele etmeden bedeninize iyileşmesi için zaman tanıyın.
Revizyon burun estetiği riskli midir ve başarı oranı nedir?
Her cerrahi işlemin kendine has riskleri vardır ve revizyon rinoplasti de bundan muaf değildir. Ancak “riskli” kelimesi sizi korkutmasın; bu riskler tecrübeli ellerde ve doğru planlamayla minimuma indirilebilir. Revizyon cerrahisindeki en büyük risk, aslında beklentinin karşılanamamasıdır. Doku kalitesi bozuk, kan dolaşımı zayıf veya cildi çok hasarlı hastalarda cerrahın yapabileceklerinin bir sınırı vardır:
Olası komplikasyonlar şunlardır:
- Enfeksiyon
- Kıkırdak erimesi
- Asimetri devamlılığı
- Cilt sorunları
Ancak iyi haber şu ki güncel teknikler, kaburga kıkırdağı kullanımı ve teknolojik gelişmelerle revizyon cerrahisinin başarı oranları oldukça yüksektir. Modern tıbbın sunduğu imkanlarla, “düzeltilemez” denilen pek çok burun, hem estetik hem de fonksiyonel olarak tatmin edici seviyelere getirilebilmektedir. Başarı, sadece “kusursuz” bir burun değil yüzünüze yakışan, doğal duran ve rahat nefes alan bir burundur.
Revizyon Burun Estetiği Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama Revizyon Burun Estetiği fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Revizyon Burun Estetiği Olanların Yorumları
Revizyon Burun Estetiği olanların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Revizyon Burun Estetiği Öncesi Sonrası Fotoğraflar
Revizyon Burun Estetiği öncesi sonrası fotoğraflar için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

