Fonksiyonel burun estetiği, estetik görünümün yanı sıra burun içi yapıların sağlıklı şekilde çalışmasını hedefleyen bir rinoplasti türüdür. Hem nefes alma problemlerini düzeltir hem de burunda istenilen estetik sonucu sağlar.

Fonksiyonel rinoplasti kimlere uygulanır sorusu, doğuştan ya da sonradan gelişen septum deviasyonu, konka hipertrofisi veya burun travmalarına bağlı solunum problemleri yaşayan bireyler için yanıt bulur. Estetikle birlikte işlevsel düzeltmeler de yapılır.

Bu ameliyatta burun içindeki kıkırdak ve kemik yapılar dikkatle yeniden düzenlenir. Gerekirse burun valvleri desteklenir, konka küçültme işlemleri yapılır ve burun şekli doğal hatlar korunarak optimize edilir. İşlem genellikle genel anestezi altında gerçekleştirilir.

Fonksiyonel estetik sonrası iyileşme süreci, klasik rinoplasti ile benzerdir. Ancak işlem sonrası burun tıkanıklığında belirgin azalma ve solunumda rahatlama gözlenir. Böylece hem sağlık hem de estetik açıdan çift yönlü fayda sağlanmış olur.

Hakkımda

Prof. Dr. Fehmi Döner
KBB ve Baş - Boyun Cerrahisi Uzmanı

İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.

Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.

Devamını Görüntüle

Fonksiyonel Burun Estetiği Nedir?

Fonksiyonel burun estetiği, burun solunumunu olumsuz etkileyen yapısal problemlerin düzeltilmesiyle birlikte estetik görünümün iyileştirilmesini amaçlayan cerrahi bir yaklaşımdır. Septum deviasyonu, burun eti büyümesi veya burun valf yetmezliği gibi sorunlar aynı ameliyatta ele alınabilir. Amaç, sağlıklı ve rahat bir solunum sağlarken yüzle uyumlu, doğal bir burun görünümü elde etmektir.

Burnumuz Sadece Bir Görüntüden mi İbaret Yoksa Karmaşık Bir Makine mi?

Burnunuzu yüzünüzün tam ortasında duran estetik bir organdan çok daha fazlası, vücudunuzun giriş kapısındaki gelişmiş bir “iklimlendirme sistemi” olarak düşünmelisiniz. Dışarıdan aldığınız hava, çoğu zaman vücut sıcaklığından farklı, kuru ve partiküllerle doludur. Burnunuz, saniyenin çok kısa bir diliminde bu havayı ısıtır, nemlendirir, filtreler ve akciğerlerinizin en verimli şekilde kullanabileceği hale getirir. Bu sistemin işleyişi basit bir boru hattı gibi değildir; içeride Bernoulli prensibi ve Poiseuille yasası gibi karmaşık fizik kurallarının işlediği bir aerodinamik yapı vardır:

Hava yolundaki milimetrik bir daralma veya anatomik bir bozukluk, bu hassas dengeyi bozar. Bu durum sadece “burnum tıkalı” hissiyatı yaratmaz; uyku kalitenizi, gün içindeki enerji seviyenizi, spor performansınızı ve hatta kalp sağlığınızı doğrudan etkiler. Fonksiyonel burun estetiğinde temel amacımız, sadece dışarıdan güzel görünen bir burun yapmak değil aynı zamanda bu fizyolojik fabrikanın çarklarının kusursuz dönmesini sağlamaktır. Bir bina ne kadar güzel cepheye sahip olursa olsun, havalandırma sistemi çalışmıyorsa o binada yaşamak konforsuzdur. Burun için de aynısı geçerlidir. Bu bağlamda burnun görevleri şunlardır:

  • Isıtma
  • Nemlendirme
  • Filtreleme
  • Koku alma
  • Ses rezonansı

Burun Tıkanıklığının Baş Sorumlusu Olan Septum Deviasyonu Nedir ve Nasıl Düzeltilir?

Hastalarımızın büyük bir çoğunluğu, estetik kaygıların yanı sıra kronik burun tıkanıklığı şikayetiyle başvurur. Bu tıkanıklığın en sık görülen anatomik nedeni, burun boşluğunu sağ ve sol olmak üzere iki koridora ayıran “septum” adını verdiğimiz duvarın eğriliğidir. İdeal bir anatomide bu duvarın tam ortada, dümdüz bir hat şeklinde olması beklenir. Ancak genetik faktörler doğum travmaları veya sonradan alınan darbeler sonucunda septum kıkırdağı sağa veya sola doğru bükülebilir, S veya C şeklinde kıvrımlar oluşturabilir. Buna “septum deviasyonu” diyoruz.

Septum eğriliği, hava yolunu mekanik olarak daraltır. Ancak sorun sadece havanın geçememesi değildir. Daralan tarafta hava akımı hızlanır ve türbülans oluşur, bu da burun içindeki dokuların kurumasına, kabuklanmasına ve zamanla kanamalara yol açabilir. Diğer tarafta, yani geniş olan kanalda ise vücut dengeyi sağlamak için burun etlerini (konkaları) büyüterek o boşluğu doldurmaya çalışır. Yani bir tarafta kemik eğriliği, diğer tarafta et büyümesi ile her iki kanal da tıkanır. Septum deviasyonunun en sık görülen belirtileri şunlardır:

  • Tek taraflı burun tıkanıklığı
  • Ağız açık uyuma
  • Horlama
  • Sık tekrarlayan sinüzit
  • Burun kanamaları
  • Yüz ağrısı
  • Geniz akıntısı

Bu sorunu çözmek için uyguladığımız septoplasti işlemi, sanılanın aksine sadece içerideki bir düzeltme değildir. Septum, burnun çatısını taşıyan ana kolon gibidir. Bu kolonu düzeltirken, burnun dış çatısının desteğini kaybetmemek hayati önem taşır. Modern cerrahide septumu düzeltirken, eğri kıkırdakları çıkarıp atmak yerine, onları yeniden şekillendirip düzgün birer destek materyali olarak kullanmayı tercih ediyoruz. Bu sayede hem hava yolu açılır hem de burun ucu ve sırtı için sağlam bir temel oluşturulur.

Derin Nefes Aldığınızda Burnunuzun Kanatları Neden İçe Çöküyor?

Bazı hastalarımız, “Burnumda kemik eğriliği yok ama yine de derin nefes alamıyorum, nefes aldığımda burnumun kenarları kapanıyor” şikayetiyle gelirler. İşte burada “Nazal Valv” dediğimiz çok kritik bir mekanizma devreye girer. Nazal valvler, burun hava yolunun en dar olduğu ve hava akım direncinin en yüksek olduğu bölgelerdir. İç ve dış valv olmak üzere ikiye ayrılan bu bölgeler, nefes alma sırasında oluşan negatif basınca karşı direnç göstermelidir.

Eğer burun kanatlarınızdaki kıkırdaklar zayıfsa veya burun çatısı ile septum arasındaki açı çok darsa, derin nefes aldığınızda oluşan vakum etkisiyle burun kanatları içeriye doğru yapışır. Tıpkı zayıf bir pipetle koyu kıvamlı bir içeceği içmeye çalıştığınızda pipetin büzülmesi gibi. Buna “dinamik kollaps” diyoruz. Bu durum özellikle spor yaparken veya efor sarf ederken hastayı ciddi şekilde rahatsız eder.

Fonksiyonel rinoplastide bu durumu düzeltmek için “açık kapı politikasını” kalıcı hale getirmemiz gerekir. Zayıf olan bu bölgeleri, hastanın kendi kıkırdağından hazırladığımız özel greftlerle (destek parçalarıyla) güçlendiririz. Bu greftler, bir çadırın direkleri gibi davranarak hava yolunu genişletir ve nefes alma sırasında kanatların çökmesini engeller. Böylece hasta, ne kadar derin nefes alırsa alsın, hava yolu açık ve stabil kalır.

Burun Etleri (Konkalar) Neden Büyür ve Nasıl Tedavi Edilmeli?

Burun tıkanıklığında bir diğer önemli aktör “konka” dediğimiz burun etleridir. Burnun yan duvarlarında bulunan bu yapılar kan damarları açısından çok zengindir ve havanın ısıtılıp nemlendirilmesinden sorumludur. Ancak alerjik reaksiyonlar, hava kirliliği, sigara kullanımı veya septum eğriliğine bağlı olarak bu etler aşırı derecede şişebilir (hipertrofi).

Eskiden uygulanan cerrahilerde bu etler bazen tamamen kesilip alınırdı. Ancak tıp ilerledikçe gördük ki bu etlerin tamamen alınması “Boş Burun Sendromu” dediğimiz, hastanın burnu açık olduğu halde nefes alamadığı hissine kapıldığı, burun içinin kuruyup kabuklandığı çok daha ciddi bir soruna yol açıyor. Çünkü hava işlenmeden, kuru ve soğuk bir şekilde doğrudan genze çarpıyor. Burun eti büyümesini tetikleyen faktörler şunlardır:

  • Alerjik rinit
  • Hava kirliliği
  • Sigara kullanımı
  • Hormonal değişiklikler
  • Uzun süreli burun spreyi bağımlılığı
  • Septum deviasyonu

Günümüzde benimsediğimiz modern yaklaşım “doku koruyucu” cerrahidir. Radyofrekans veya mikrodebrider gibi teknolojiler kullanarak, burun etinin yüzeyindeki o değerli, havayı nemlendiren mukoza tabakasına zarar vermeden, sadece etin içini küçültüyoruz. Yani bir portakalın kabuğuna zarar vermeden içini boşaltmak gibi düşünebilirsiniz. Böylece burun eti hacim olarak küçülüp hava yolunu açarken, ısıtma ve nemlendirme fonksiyonunu yapmaya devam ediyor.

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!

Ameliyat Tekniğine Nasıl Karar Veriyoruz: Açık mı Yoksa Kapalı mı?

Burun estetiği denildiğinde hastaların aklına gelen ilk sorulardan biri teknikle ilgilidir: “Hocam açık mı yapacaksınız, kapalı mı?” Aslında bu iki teknik birbirinin rakibi değil farklı sorunların çözümü için cerrahın elindeki farklı anahtarlardır. Karar verirken hastanın anatomisi, sorunun karmaşıklığı ve hedeflenen değişim belirleyici olur.

Açık teknik, burnun iki deliği arasındaki kolumella dediğimiz bölgeden yapılan çok küçük bir kesi ile burun cildinin kaldırılması prensibine dayanır. Bu yöntem bize burnun tüm iskelet yapısını, kıkırdakları ve kemikleri çıplak gözle, doğal pozisyonlarında görme şansı verir. Özellikle ciddi eğriliklerin olduğu, daha önce ameliyat geçirmiş (revizyon) hastalarda veya burun ucunda milimetrik dikiş teknikleri ve greftleme gerektiren karmaşık vakalarda açık teknik bize “görsel hakimiyet” sağlar. Cerrah olarak her şeyi görerek, dokuları tam istediğim yere sabitleyebilirim.

Kapalı teknik ise tüm kesilerin burun deliklerinin içinden yapıldığı, dışarıda hiçbir izin olmadığı yöntemdir. En büyük avantajı, cildin kemik ve kıkırdak iskeletten tamamen ayrılmaması sayesinde burun ucundaki lenfatik dolaşımın ve bağların daha iyi korunmasıdır. Bu da ameliyat sonrası ödemin daha az olması ve iyileşme sürecinin biraz daha hızlı ilerlemesi anlamına gelir. Günümüzde gelişen endoskopik aletler ve görüş teknikleri sayesinde, kapalı yöntemle de oldukça detaylı problemler çözülebilmektedir. Ancak hangi yöntemin kullanılacağı, tamamen hastanın burnunun neye ihtiyacı olduğu ile ilgilidir. Önemli olan teknik değil o tekniğin sizin burnunuzdaki sorunu çözüp çözemeyeceğidir.

Burnun Doğal Yapısını Korumak Mümkün mü?

Geleneksel burun estetiğinde, burun kemerini düzeltmek için genellikle burnun üst çatısı törpülenir veya kesilerek alınırdı. Bu durum bazen burnun doğal anatomik bütünlüğünün bozulmasına ve “açık çatı” deformitesine yol açabilirdi. Son yıllarda popülerleşen ve bizim de sıkça başvurduğumuz “Koruyucu (Preservation) Rinoplasti” felsefesi, bu yaklaşımı tamamen değiştirdi.

Koruyucu rinoplastide, burnun sırtındaki o doğal kemik ve kıkırdak bütünlüğüne dokunmuyoruz. Kemerli bir burnu düzeltmek için tavanı yıkmak yerine, binanın temelinden, yani burnun tabanından ince şeritler çıkararak burnu bir bütün halinde aşağıya indiriyoruz (Letdown) veya içeriye doğru bastırıyoruz (Pushdown). Bu tekniğin en büyük avantajı, burun sırtının doğal ışık kırılmalarının, kavislerinin ve dokusunun bozulmamasıdır. Ayrıca burun çatısı açılmadığı için hava yolu problemleri riski azalır ve iyileşme süreci çok daha konforlu olur. Bu her hasta için uygun olmayabilir ancak uygun vakalarda “ameliyat olmamış gibi doğal” sonuçlar almamızı sağlayan çok değerli bir yaklaşımdır.

Kırma ve Dökme Devri Bitti mi? Piezo Cerrahisinin Farkı Nedir?

Teknolojinin cerrahiye en büyük armağanlarından biri şüphesiz “Piezo” yani ultrasonik kemik şekillendirme cihazlarıdır. Eskiden burun kemiklerini şekillendirmek için kullanılan çekiç, keski ve törpüler, ne kadar hassas davranılsa da kemik çevresindeki yumuşak dokuya, damarlara ve sinirlere bir miktar travma yaratabiliyordu. Bu da ameliyat sonrası o korkulan “morarmış gözler ve şişmiş yüz” görüntüsüne neden oluyordu.

Piezo teknolojisi ise ses dalgaları (ultrasonik titreşimler) ile çalışır. Bu cihazın en önemli özelliği “doku seçici” olmasıdır. Yani sadece sert dokuyu (kemiği) keser veya şekillendirir; cilde, mukozaya veya damarlara temas ettiğinde durur, onlara zarar vermez. Bu sayede kemikleri “kırmadan”, kalemle çizer gibi milimetrik hassasiyetle kesebilir ve şekillendirebiliriz. Sonuç olarak hastalarımızda morluk ve şişlik çok daha az olur, iyileşme süreci hızlanır ve kemiklerin iyileşmesi çok daha kontrollü gerçekleşir. Piezo, cerrahi öngörülebilirliği artıran ve hasta konforunu maksimize eden bir devrimdir. Piezo cerrahisinin sunduğu başlıca avantajlar şunlardır:

  • Daha az morluk
  • Daha az şişlik
  • Daha hızlı iyileşme
  • Milimetrik kemik şekillendirme
  • Yumuşak doku hasarının önlenmesi
  • Daha doğal burun sırtı geçişleri

Burun Çökmesini Önleyen “Biyomekanik Destek” Nedir?

Fonksiyonel bir burun estetiğinde en büyük korkulardan biri, burnun zamanla çökmesi veya düşmesidir. Burnun iskeleti, üzerine binen cildin ağırlığını ve nefes alırken oluşan negatif basıncı taşıyabilecek kadar güçlü olmalıdır. Eğer bu iskeletten çok fazla doku çıkarılırsa, ilk başta güzel görünen burun, aylar veya yıllar içinde çökmeye başlar ve nefes alma sorunları tekrar eder.

Bu nedenle modern cerrahide “çıkarıcı” değil “yapılandırıcı” bir yaklaşım izliyoruz. Burnun zayıf noktalarını, özellikle septumdan elde ettiğimiz kendi kıkırdaklarınızla güçlendiriyoruz.

Kullandığımız temel greft türleri şunlardır:

  • Spreader Greftler
  • Columellar Strut
  • Alar Batten Greftler
  • Rim Greftleri

Bu işlemler burnu biraz daha karmaşık bir mimariye kavuştursa da uzun vadede formunu koruyan, yaşla birlikte deforme olmayan ve her daim nefes alan bir burun elde etmemizi sağlar. Spreader greftler, burnun orta çatısına yerleştirilen kirişler gibi çalışır, hava yolunu genişletir ve orta çatının çökmesini engeller. Columellar strut ise burun ucuna yerleştirdiğimiz direk benzeri kıkırdaktır, burun ucunun zamanla yerçekimine yenik düşüp sarkmasını önler. Alar batten greftler burun kanatlarını destekleyerek nefes alırken kapanmalarını engellerken, rim greftleri burun deliği kenarlarına koyduğumuz ince kıkırdaklar olup hem simetri sağlar hem de kanat kenarlarını güçlendirir.

İletişime Geçin!

Tedaviler hakkında bilgi almak ve randevu oluşturmak için bizimle iletişime geçin!


    Ameliyat Öncesi Sizi Neler Bekliyor?

    Başarılı bir sonucun temeli, detaylı bir analizde atılır. Sizi muayene ederken sadece dışarıdan bakıp “şurasını kaldıralım, burasını indirelim” demiyoruz. Endoskopik kameralarla burnun en derin noktalarına girip, arkada saklanan bir eğrilik, polip veya geniz eti var mı diye kontrol ediyoruz. Çoğu zaman Bilgisayarlı Tomografi (BT)

    isteyerek sinüslerin durumunu, kemik yapıların kalınlığını ve anatomik varyasyonları üç boyutlu olarak inceliyoruz.

    Ayrıca profesyonel stüdyo ortamında, belirli açılardan fotoğraflarınızı çekiyoruz. Bu fotoğraflar üzerinde yaptığımız simülasyon çalışmaları, hem sizin beklentilerinizi anlamamız hem de cerrahi olarak nelerin mümkün olup nelerin olamayacağını size göstermemiz açısından çok değerlidir. Cildinizin kalınlığı bile cerrahi planımızı değiştirir; kalın ciltli bir hastada daha güçlü bir iskelet kurmamız gerekirken, ince ciltli bir hastada greftlerin kenarlarını çok daha iyi kamufle etmemiz gerekir. Ameliyat öncesi süreçte yapılan hazırlıklar şunlardır:

    • Detaylı fizik muayene
    • Endoskopik burun içi incelemesi
    • Paranazal sinüs tomografisi
    • Fotoğraf çekimi ve analizi
    • Kan tahlilleri
    • Anestezi konsültasyonu
    • Simülasyon çalışması

    İyileşme Süreci: Efsaneler ve Gerçekler Nelerdir?

    Burun estetiği sonrası iyileşme süreci, hastaların en çok çekindiği ancak modern tekniklerle en rahat geçen süreçlerden biridir. “Çok ağrım olacak mı?” sorusuna genellikle “Hayır, ağrıdan ziyade ilk günlerde doluluk hissi ve basınç hissedeceksiniz” cevabını veririm. Süreci gün gün ele alırsak, aslında korkulacak bir şey olmadığını görebilirsiniz.

    İlk 48-72 saatte Piezo kullansak bile bir miktar ödem olması doğaldır. Başın yüksekte tutulması ve düzenli buz uygulaması ile bu süreci minimum şişlikle atlatırız. Silikon tamponlar sayesinde artık eskisi gibi tampon çıkarılırken acı çekme hikayeleri tarih olmuştur; bu silikonların içindeki oluklardan nefes alabilirsiniz.

    Genellikle 7. günde burnun üzerindeki ateli ve varsa dikişleri alırız. Bu an, yeni burnunuzla ilk karşılaştığınız andır. Şişlikleriniz olsa da büyük değişimi fark edersiniz. Sosyal hayatınıza veya işinize bu noktada dönebilirsiniz. İlk ayda ödemin büyük kısmı inmiştir. Yürüyüş gibi hafif sporlara başlayabilirsiniz. Ancak burnunuzu darbelerden korumanız çok önemlidir. Burnun tam şeklini alması, cildin kemik ve kıkırdak iskelet üzerine tam oturması, cilt kalınlığına bağlı olarak 6 aydan 1 yıla kadar sürebilir. Bu bir sabır sürecidir.

    İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:

    • Başın yüksekte tutulması
    • Düzenli buz uygulaması
    • Tuz tüketiminin azaltılması
    • Gözlük kullanımından kaçınma
    • Ağır egzersizlerden uzak durma
    • Güneşten korunma
    • Burun içi nemlendirme

    Sigara içmemek de bu sürecin en kritik noktalarından biridir; çünkü sigara, dokuların beslenmesini sağlayan kılcal damarları daraltır ve hem yara iyileşmesini geciktirir hem de enfeksiyon riskini artırır.

    Bu Ameliyat Yaşam Kalitenizi Nasıl Dönüştürür?

    Fonksiyonel burun estetiğini sadece bir güzellik ameliyatı olarak görmek yetersiz kalır. Bu operasyon birçok hasta için hayata yeniden başlama noktasıdır. Burnundan rahat nefes almaya başlayan bir kişinin uyku kalitesi artar; sabahları daha dinç, baş ağrısı olmadan ve kurumamış bir boğazla uyanır. Oksijen satürasyonunun artması, gün içindeki odaklanma yeteneğini ve zihinsel berraklığı geliştirir. Egzersiz yaparken çabuk yorulma, nefes nefese kalma sorunları ortadan kalkar.

    Tüm bunların yanında, aynaya baktığında kendini daha iyi hisseden, yüzüyle barışık bir bireyin özgüveni de artar. Sosyal ilişkilerde daha rahat davranır, kendini daha iyi ifade eder. Yaptığımız bilimsel çalışmalarda ve anketlerde, hastaların hem fonksiyonel hem de estetik memnuniyetlerinin ameliyat sonrası dönemde dramatik şekilde arttığını görüyoruz.

    Fonksiyonel Burun Estetiği Fiyatları Ne Kadar ?

    Ortalama Fonksiyonel Burun Estetiği fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.

    Fonksiyonel Burun Estetiği Olanların Yorumları

    Fonksiyonel Burun Estetiği olanların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.

    Fonksiyonel Burun Estetiği Öncesi Sonrası Fotoğraflar

    Fonksiyonel Burun Estetiği öncesi sonrası fotoğraflar için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

    Son Yazılar

    Başarısız Burun Estetiği Nedir? Nasıl Olur? Nasıl Anlaşılır?

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Genel » Başarısız Burun Estetiği Nedir? Nasıl Olur? Nasıl Anlaşılır?Başarısız [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Anatomisi ve İşlevleri

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Genel » Burun Anatomisi ve İşlevleriBurun anatomisi, solunum sisteminin başlangıç [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Tipi Nedir, Burun Tipleri Nelerdir?

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Genel » Burun Tipi Nedir, Burun Tipleri Nelerdir?Burun tipi, bireyin [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiği Sonrası Burnum Yamuk: Ne Yapmalıyım?

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Burun Cerrahisi » Burun Estetiği Sonrası Burnum Yamuk: Ne Yapmalıyım?Burun [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiği Sonrası Burun Kanatlarında Asimetri Olur Mu?

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Burun Cerrahisi » Burun Estetiği Sonrası Burun Kanatlarında Asimetri Olur [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiği Sonrası Burun Masajı

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Burun Cerrahisi » Burun Estetiği Sonrası Burun MasajıBurun estetiği sonrası [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiği Sonrası Burun Sırtında Şişlik

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Burun Cerrahisi » Burun Estetiği Sonrası Burun Sırtında ŞişlikBurun estetiği [...]

    Devamını Oku ➜
    Burun Estetiği Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

    Prof. Dr. Fehmi Döner » Burun Cerrahisi » Burun Estetiği Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?Burun estetiği [...]

    Devamını Oku ➜