Kalın derili burun estetiği, cilt yapısı dolayısıyla detayların belirginleşmediği, iyileşmenin yavaş olduğu ve özel cerrahi planlama gerektiren bir rinoplasti türüdür. Cerrah, cilt altındaki yapıları şekillendirirken cilt kalınlığını da dikkate alır.
Kalın burun derisi kimlerde görülür sorusu, genetik yatkınlığı olan bireyler, yağlı cilt tipine sahip kişiler ve özellikle burun ucu bölgesinde belirgin deri altı dokusu bulunan hastalar için geçerlidir. Bu bireylerde burun ucu genellikle yuvarlak ve yayvandır.
Bu rinoplasti türünde cerrah, burun kıkırdaklarını daha belirgin ve güçlü şekilde şekillendirir. Kalın derinin üzerini örttüğü detayları netleştirmek için burun ucu projeksiyonu artırılır ve bazı durumlarda derialtı dokunun inceltilmesi gerekir.
Kalın derili hastalarda iyileşme süreci daha uzun sürebilir; ödemin oturması ve burun hatlarının belirginleşmesi 12–18 ay sürebilir. Ancak doğru tekniklerle yapılan estetik operasyonlar sonrası kalın derili burunlarda da doğal ve dengeli sonuçlar elde edilebilir.
Prof. Dr. Fehmi Döner
KBB ve Baş - Boyun Cerrahisi Uzmanı
İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.
Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.
Devamını GörüntüleKalın Derili Burun Estetiği Nedir?
Kalın derili burun estetiği, burun cilt yapısı kalın olan hastalarda uygulanan özel planlama gerektiren rinoplasti işlemidir. Kalın cilt, burun ucunda detayların belirginleşmesini zorlaştırabileceğinden cerrahi teknik buna göre şekillendirilir. Ameliyat sırasında kıkırdak yapı desteklenerek daha net ve dengeli bir kontur oluşturulur. Amaç, yüzle uyumlu, doğal ve uzun vadede estetik açıdan tatmin edici bir sonuç elde etmektir.
Kalın derili burun yapısını nasıl anlarız ve ayırt edici özellikleri nelerdir?
Hastalarımız bazen ciltlerinin yapısı konusunda yanılabilirler. Sadece esmer olmak veya cildin yağlı olması her zaman kalın derili olunduğu anlamına gelmez. Bizim “kalın deri” dediğimizde kastettiğimiz şey, sadece cildin üst yüzeyi değil altındaki tüm katmanların yoğunluğudur. Bu hastalarımızda dermis tabakası daha kalındır, cilt altı bağ dokusu daha sıkıdır ve en önemlisi yağ bezleri çok aktiftir.
Bir burnun kalın derili olup olmadığını anlamak için bazı temel ipuçlarına bakarız. Özellikle burun ucunu parmaklarımızla tuttuğumuzda (pinch test), cildin incelmediğini, dolgun bir rulo gibi elimize geldiğini hissederiz.
Kalın derili burun yapısının belirgin özellikleri şunlardır:
- Genişlemiş gözenekler
- Portakal kabuğu görünümü
- Aktif yağlanma
- Siyah nokta yoğunluğu
- Kaba burun ucu
- Derin burun kanadı olukları
- Esnek olmayan cilt yapısı
Bu özellikler, cerrahi planlamamızı doğrudan değiştirir. Çünkü bu cilt yapısı, alttaki kıkırdak iskeletin üzerine bir vakum gibi yapışmakta (shrink-wrap etkisi) zorlanır. İnce derili bir burun ameliyattan sonra hızla şeklini belli ederken, kalın derili bir burunda cildin iskelete oturması çok daha uzun bir zamana yayılır.
Ameliyat öncesi hazırlık sürecinde nelere dikkat edilmelidir?
Eğer cildiniz kalınsa, ameliyat masasına yatmadan aylar önce sürece başlamamız gerekebilir. Çünkü cerrahi ne kadar kusursuz olursa olsun, cildin kalitesi sonucun vitrinidir. Özellikle yağlı ve akneli bir cildiniz varsa, bu durumu kontrol altına almadan bıçak altına yatmak riskli olabilir.
Bu noktada dermatolojik destek devreye girer. A vitamini türevi olan ve halk arasında sivilce ilacı olarak bilinen bazı medikal tedaviler, bizim için altın değerindedir. Bu ilaçlar yağ bezlerini küçülterek cildin bir miktar incelmesini ve daha uysal hale gelmesini sağlar.
Ameliyat öncesi cilt hazırlığında kullanılan yöntemler şunlardır:
- İzotretinoin tedavisi
- Profesyonel cilt bakımı
- Hydrafacial uygulamaları
- Glikolik asitli ürünler
- Retinol içeren kremler
Burada önemli bir parantez açmak gerekir; eğer izotretinoin grubu bir ilaç kullanıyorsanız veya kullanacaksanız, cerrahi zamanlaması çok kritiktir. Eskiden bu ilaçlar bittikten sonra 1 yıl beklenmesi gerektiği söylenirdi. Ancak güncel tıbbi yaklaşımlar, ilacın kesilmesinden 6 ay sonra ameliyatın güvenle yapılabileceğini göstermektedir. Bu süre, yara iyileşmesinin sağlıklı olması için yeterlidir.
Kalın derili burunlarda neden “küçültme” yerine “yapısal destek” tercih edilir?
Bu konu, kalın derili rinoplastinin en can alıcı noktasıdır ve hastalarımızın en çok şaşırdığı kısımdır. Genellikle hastalarımız “Burnum zaten büyük, kemikleri ve kıkırdakları iyice küçültelim ki burnum küçülsün” mantığıyla gelirler. Ancak kalın derili bir burunda bu mantık, estetik bir felakete yol açabilir.
Durumu bir kamp çadırı örneğiyle açıklayalım. Elinizde çok ağır, kalın bir branda (kalın deri) olduğunu düşünün. Bu brandayla dik ve muntazam duran bir çadır kurmak istiyorsunuz. Eğer çadırın direklerini (kıkırdak iskelet) kısaltır ve zayıflatırsanız ne olur? O ağır branda, zayıf direklerin üzerine çöker. Çadırın şekli kaybolur, tepesi basıklaşır ve ortaya amorf, yayvan bir görüntü çıkar.
İşte bu yüzden kalın derili burunlarda “Yapısal Rinoplasti” (Structural Rhinoplasty) tekniğini uygularız. Amacımız iskeleti küçültmek değil tam tersine o ağır deriyi taşıyabilecek kadar güçlü, sağlam ve dik bir iskelet inşa etmektir. Burnun içindeki kıkırdakları azaltmak yerine, onları destekleyerek ve yeniden konumlandırarak deriyi içeriden dışarıya doğru gergin tutmaya çalışırız. Burun ancak bu sayede hatlarını belli edebilir ve zarif görünebilir.
Açık teknik rinoplasti kalın deri için neden daha avantajlıdır?
Rinoplastide kapalı ve açık teknik tartışması her zaman popülerdir ancak söz konusu kalın deri olduğunda ibre genellikle açık teknikten yana döner. Açık teknikte burun deliklerinin arasındaki kolumella bölgesinden yapılan milimetrik bir kesi ile burun cildini tamamen kaldırırız. Bu bize burnun tüm anatomisine hakim olma şansı verir.
Kalın derili bir burnu şekillendirmek, ince işçilik ve ciddi bir “mühendislik” gerektirir. Kıkırdakları milimetrik olarak birbirine dikmek, asimetrileri düzeltmek ve en önemlisi yerleştirdiğimiz destek greftlerini (kıkırdak yamalarını) sağlam bir şekilde sabitlemek için geniş bir görüş alanına ihtiyacımız vardır. Kapalı teknikte bu manevraları yapmak daha kısıtlı bir alanda çalışmayı gerektirir.
Açık tekniğin sağladığı avantajlar şunlardır:
- Tam anatomik hakimiyet
- Simetri kontrolü
- Greft sabitleme kolaylığı
- Uç şekillendirme hassasiyeti
- Kanama kontrolü
Hastalarımız genellikle burun ucunda kalacak izden endişe ederler. Ancak bu kesi o kadar ince bir iple ve o kadar dikkatli dikilir ki iyileşme tamamlandığında çıplak gözle fark etmek neredeyse imkansızdır. Elde edilecek sonucun başarısı yanında bu minik iz, ihmal edilebilir bir detaydır.
Ameliyat sırasında cildi inceltmek (defatting) riskli bir işlem midir?
Kalın derinin altındaki fazla yükü hafifletmek için “defatting” dediğimiz, deri altı yağ ve bağ dokusunun traşlanması işlemini uygularız. Buradaki amaç deriyi bir miktar incelterek alttaki kıkırdak iskelete daha rahat oturmasını sağlamaktır. Özellikle burun ucu ve burnun sırt kısmının hemen bitimindeki supratip bölgesinde bu işlem çok işe yarar.
Ancak bu işlem cerrah için “bıçak sırtı” bir dengedir. Çünkü cildin beslenmesini sağlayan kılcal damar ağı, cildin hemen altındaki bu tabakada yer alır. Eğer cildi inceltmek uğruna çok agresif davranılır ve bu damar ağına zarar verilirse, cildin kanlanması bozulabilir. Bu da deride renk değişikliklerine, iyileşme sorunlarına ve en kötü senaryoda doku kaybına (nekroz) yol açabilir.
Bu nedenle defatting işlemi her bölgeye uygulanmaz ve mutlaka güvenli sınırlar içinde kalınarak yapılır. Cerrahın buradaki tecrübesi ve dokuya saygısı hayati önem taşır. Bizim önceliğimiz her zaman hastanın güvenliği ve cildin sağlığıdır; estetik incelme ancak bu güvenlik sağlandıktan sonra hedeflenir.
Kıkırdak greftleri (yamalar) bu ameliyatta nasıl bir rol oynar?
Yukarıda bahsettiğimiz “çadır” analojisindeki sağlam direkleri oluşturmak için hastanın kendi dokularından faydalanırız. Burnun içinden çıkan septum kıkırdağı çoğu zaman iskeleti güçlendirmek için ilk kaynağımızdır. Ancak kalın derili hastalarda bazen bu kıkırdak yetersiz kalabilir veya yapısı zayıf olabilir. Böyle durumlarda kulaktan veya çok nadiren kaburgadan kıkırdak alma ihtiyacı doğabilir.
Bu kıkırdak parçalarını (greftleri) burnun stratejik noktalarına yerleştirerek bir nevi “iskele” kurarız. Bu iskele, zamanla oluşacak büzüşme kuvvetlerine ve yerçekimine karşı burnu dirençli hale getirir.
Kullanılan temel greft türleri şunlardır:
- Septal Ekstansiyon Grefti
- Kolumellar Strut Grefti
- Spreader Greft
- Rim Grefti
- Shield Grefti
- Cap Grefti
- Batten Grefti
Her bir greftin görevi farklıdır. Kimisi burun ucunun düşmesini engeller, kimisi burun kanatlarının çökmesini önler, kimisi de burun sırtının düzgün görünmesini sağlar. Bu parçaların hepsi bir yapbozun parçaları gibi bir araya gelerek sağlam ve estetik bir bütünü oluşturur.
Burun ucunu daha belirgin ve ince hale getirmek mümkün müdür?
Kalın derili hastaların en büyük hayali, “fındık gibi” diye tabir edilen, ince ve zarif bir burun ucuna sahip olmaktır. Biyolojik sınırlar dahilinde burun ucunu inceltmek ve belirginleştirmek elbette mümkündür, ancak burada kullanılan teknikler ince derili hastalardan farklıdır.
Kalın bir derinin altında sivri bir görüntü elde etmek için, alttaki kıkırdak yapıyı normalden biraz daha belirgin ve sivri dizayn etmemiz gerekir. Buna “over-correction” (aşırı düzeltme) prensibi diyoruz. Ameliyat masasında burun ucu, hedeflenen görüntüden biraz daha keskin yapılır. Çünkü biliyoruz ki o kalın deri zamanla üzerine örtüldüğünde bu keskinliği yumuşatacak ve maskeleyecektir.
Burun ucunu şekillendirmek için sadece kıkırdak koymak yetmez, aynı zamanda özel dikiş teknikleri (sütürler) kullanırız. Kıkırdak kubbelerini birbirine yaklaştırarak daraltır ve yukarıya doğru asarız. Ayrıca deri ile kıkırdak arasında boşluk kalmaması (ölü boşluk) çok önemlidir. Eğer boşluk kalırsa vücut orayı skar dokusuyla doldurur ve burun ucu top gibi yuvarlak olur. Bunu önlemek için “supratip dikişi” dediğimiz özel bir teknikle deriyi kıkırdağa yapıştırırız.
Geniş burun kanatları ve burun tabanı nasıl düzeltilir?
Kalın derili burunlarda sıklıkla karşılaştığımız bir diğer durum burun kanatlarının etli ve geniş olmasıdır. Burun ucunu kaldırıp şekillendirdiğimizde, bu genişlik bazen daha da göze batar hale gelebilir. Estetik bir denge sağlamak için burun tabanına müdahale etmek gerekebilir.
Burun kanatlarını küçültmek için “alar base resection” dediğimiz işlemi uygularız. Bu işlemde burun kanadının yanakla birleştiği kıvrımdan veya burun deliğinin içinden kama şeklinde doku çıkarılır. Bu sayede hem burun delikleri küçülür hem de burnun tabanı daralır.
Buradaki en büyük endişe yine iz konusudur. Ancak kesi hattını burun kanadının doğal kıvrımına (kıvrım çizgisine) gizlediğimizde, iyileşme sonrası bu iz belli belirsiz bir hale gelir. Doğru teknikle yapıldığında, bu işlem burnun yüzdeki duruşunu inanılmaz derecede değiştirir ve daha kibar bir görünüm sağlar.
İletişime Geçin!
İyileşme süreci neden bu kadar uzundur ve hastaları neler bekler?
Kalın derili burun ameliyatı olan bir hastanın sahip olması gereken en önemli özellik “sabır”dır. Bu süreç 100 metre koşusu değil bir maratondur. İnce derili bir hasta 6 ayda sonucunu görmeye başlarken, kalın derili bir hastada burnun tam formunu alması 1.5 yılı, hatta bazen 2 yılı bulabilir.
Bunun sebebi, lenfatik drenaj sisteminin yavaş çalışmasıdır. Ameliyat sırasında yapılan kesiler lenf kanallarını geçici olarak etkiler. Kalın deri ve altındaki yoğun doku, suyu tutmaya çok meyilli bir sünger gibidir. Bu yüzden ameliyat sonrası ödem (şişlik) çok daha fazla olur ve inmesi çok daha uzun sürer.
İyileşme sürecinde görülebilecek durumlar şunlardır:
- Sabahları yüzde şişlik
- Burun ucunda hissizlik
- Asimetrik şişlikler
- Sertlik hissi
- Burun ucunun büyük görünmesi
- Deri renginde dalgalanmalar
Ödem genellikle yerçekimi etkisiyle yukarıdan aşağıya doğru iner. Önce kaş arası ve burun kökü iyileşir, en son burun ucu şekillenir. Bu yüzden hastalarımıza hep şunu söyleriz: “Aynaya her gün bakıp burnunuzu incelemeyin, değişim haftalık değil aylık periyotlarla gerçekleşecek.”
İnatçı ödem ve şişlikler için evde neler yapılabilir?
Ameliyat bittikten sonra işin büyük kısmı hastamıza düşer. Cerrahi başarıyı korumak ve iyileşmeyi hızlandırmak için evde uygulanacak bakım protokolleri çok önemlidir. Özellikle ilk aylarda ödemle mücadele bir yaşam tarzı haline gelmelidir.
Öncelikle “taping” yani bantlama uygulaması bizim için çok değerlidir. Atel çıktıktan sonra hastalarımıza evde geceleri burunlarını nasıl bantlayacaklarını öğretiriz. Bu bantlar cilde baskı yaparak ödemin dağılmasına yardımcı olur ve cildin kıkırdağa yapışmasını teşvik eder.
Ödem atmaya yardımcı olan gıdalar şunlardır:
- Ananas
- Maydanoz
- Kiraz sapı çayı
- Yeşil çay
- Salatalık
- Bol su
Beslenmenin yanı sıra 1. aydan sonra doktorunuzun göstereceği şekilde yapılacak nazik lenfatik masajlar, biriken sıvının atılmasını hızlandırır. Ayrıca yüksek yastıkta yatmak, başı kalp seviyesinden yukarıda tutarak sabah şişliklerini azaltır.
Bazen tüm bunlara rağmen burun ucunun arkasında (supratip bölgesi) inatçı bir sertlik ve kabarıklık kalabilir. Bu durumda ameliyatın 3. veya 4. ayından sonra o bölgeye çok düşük dozda kortizon iğnesi (steroid enjeksiyonu) yapabiliriz. Bu iğne, orada biriken skar dokusunu eriterek burnun daha zarif görünmesini sağlar.
Komplikasyon riskleri nelerdir ve revizyon gerekir mi?
Her cerrahi işlemde olduğu gibi, kalın derili burun estetiğinde de bazı riskler mevcuttur. Kalın derili hastalarda en sık karşılaştığımız sorun, “Supratip Polly Deformitesi” dediğimiz durumdur. Bu burun ucunun hemen arkasındaki bölgenin şiş kalması ve burnun profilden bakıldığında papağan gagası gibi görünmesidir. Bu durum bazen yetersiz kıkırdak desteğinden, bazen de ölü boşlukta biriken skar dokusundan kaynaklanır.
Diğer olası riskler şunlardır:
- Burun ucu düşmesi
- Kalıcı ödem
- Ciltte renk değişimi
- Asimetri
- İstenilen inceliğin sağlanamaması
Eğer bir düzeltme (revizyon) ameliyatı gerekiyorsa, bunun için acele edilmemelidir. Kalın derili hastalarda dokuların tamamen iyileşmesi ve yumuşaması beklenmelidir. Bu süre en az 1.5 – 2 yıldır. Erken yapılan bir müdahale, iyileşmekte olan dokuyu daha da travmatize eder ve sonucu daha kötüye götürebilir.
Yaşam tarzı alışkanlıkları sonucu nasıl etkiler?
Ameliyat oldunuz, her şey yolunda gitti; peki ya sonra? Günlük alışkanlıklarınız, burnunuzun son halini doğrudan etkiler. Özellikle sigara kullanımı, bu ameliyatın en büyük düşmanıdır. Sigara, kandaki oksijeni azaltır ve en uçtaki ince damarların büzüşmesine neden olur. Zaten zor beslenen kalın deri, sigara içildiğinde yeterince oksijen alamaz ve iyileşme bozulur.
Dikkat edilmesi gereken diğer yaşam tarzı faktörleri şunlardır:
- Güneşten korunma
- Tuz tüketimini kısıtlama
- Ağır spordan kaçınma
- Sıcak ortamlardan uzak durma
- Gözlük kullanımı
Özellikle ilk 6 ay güneş koruyucu kullanmak ve şapka takmak çok önemlidir. Güneş hem ödemi artırır hem de hassaslaşan ciltte kalıcı lekeler bırakabilir.
Kalın Derili Burun Estetiği Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama Kalın Derili Burun Estetiği fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Kalın Derili Burun Estetiği Olanların Yorumları
Kalın Derili Burun Estetiği olanların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Kalın Derili Burun Estetiği Öncesi Sonrası Fotoğraflar
Kalın Derili Burun Estetiği öncesi sonrası fotoğraflar için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

