Burun deliği ve kanadı küçültme ameliyatı, tıbbi adıyla alarplasti, burun deliklerinin genişliğini ve burun kanatlarının yapısal şeklini düzeltmeye yönelik estetik bir işlemdir. Genellikle rinoplasti ile birlikte uygulanır ancak bağımsız olarak da yapılabilir.
Alarplasti ameliyatı kimler için uygundur sorusu, genetik olarak geniş burun deliklerine sahip olan, burun yapısı yüz ile orantısız duran veya güldüğünde burun kanatları aşırı genişleyen bireyler için geçerlidir. Bu işlemle burun daha simetrik ve dengeli bir görünüme kavuşur.
Alarplasti sonrası iyileşme süreci genellikle hızlı ve konforludur. Lokal anestezi ile yapılan işlem sonrası hafif ödem ve kızarıklık görülebilir. Hastalar genellikle birkaç gün içinde normal aktivitelerine dönebilir; dikişler ise yaklaşık 5–7 gün sonra alınır.
Burun kanadı estetiği kalıcı sonuçlar sunar ve yüz hatlarıyla daha uyumlu bir burun görünümü sağlar. İşlem sırasında simetriye ve doğal görünüme önem verilir, böylece estetik müdahale dışarıdan fark edilmeden doğal bir iyileşme sağlanır.
Prof. Dr. Fehmi Döner
KBB ve Baş - Boyun Cerrahisi Uzmanı
İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.
Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.
Devamını GörüntüleBurun Deliği Ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) Nedir?
Burun deliği ve kanadı küçültme ameliyatı (alarplasti), burun kanatlarının geniş veya belirgin görünümünü azaltmak amacıyla uygulanan cerrahi bir işlemdir. Bu operasyonda burun kanatlarının tabanından kontrollü doku çıkarılarak daha dar ve yüzle uyumlu bir görünüm elde edilir. Genellikle lokal anestezi altında yapılır ve izler doğal burun kıvrımlarına gizlenir. Amaç, estetik açıdan dengeli ve orantılı bir burun yapısı sağlamaktır.
Burun kanatlarının anatomik yapısı ve işleyişi nasıldır?
Dışarıdan bakıldığında basit bir deri kıvrımı gibi görünen burun kanatları, aslında altında son derece karmaşık ve dinamik bir yapı barındırır. Bu bölgeyi sadece bir deri parçası olarak görmek büyük bir hata olur. Burun kanatları, cildin altında yer alan kıkırdak destekler, yağ yastıkçıkları, bağ dokuları ve en önemlisi yüz mimiklerimizi kontrol eden kaslarla iç içe geçmiş durumdadır.
Burun tabanı, yanağımızla birleştiği nazolabial oluktan başlayıp, burun deliklerinin ortasındaki kolumella dediğimiz sütuna kadar uzanan bir köprü gibidir. Bu bölgenin en önemli özelliği hareketli olmasıdır. Güldüğümüzde, konuştuğumuzda, derin nefes aldığımızda veya kızdığımızda burun kanatlarımız hareket eder. Bu hareketi sağlayan, bölgedeki özel kas gruplarıdır. Bu kaslar burun kanatlarını yana ve yukarı doğru çekerek yüz ifadelerimizi oluşturur. Cerrahi sırasında bu kasların varlığına saygı duymak, onların fonksiyonunu bozmamak hayati önem taşır. Eğer sadece küçültme odaklı düşünülüp kasların bağlantı noktaları zedelenirse, kişi ameliyat sonrası “donuk” veya “maske benzeri” bir ifadeye sahip olabilir. Bu nedenle alarplasti, basit bir doku çıkarma işleminden çok, fonksiyonu koruyarak estetik kazandırma prosedürüdür.
Alarplasti için uygun adaylar kimlerdir ve hasta seçiminde nelere bakılır?
Her estetik operasyonda olduğu gibi alarplastide de doğru hasta seçimi başarının anahtarıdır. Bu ameliyat herkes için uygun olmayabilir veya herkesin ihtiyacı farklı olabilir. Genellikle burunlarının genel çatısından (kemerinden veya yüksekliğinden) memnun olan ancak burun deliklerinin genişliğinden veya şeklinden rahatsızlık duyan bireyler en ideal adaylardır.
Aynaya baktığında burun deliklerinin yüzüne oranla çok baskın olduğunu düşünen, fotoğraf çektirirken sürekli burnunu gizleme ihtiyacı hisseden veya güldüğünde burnunun yüzüne yayıldığını düşünen kişiler bu operasyondan büyük fayda görürler. Ancak burada en önemli kriter, hastanın beklentilerinin gerçekçi olmasıdır. Burun yapısının izin verdiği ölçüde bir küçültme yapılabilir; dokunun doğal sınırlarını zorlamak nefes alma problemlerine yol açabilir. Ayrıca sigara kullanımı, bu bölgedeki hassas kan dolaşımını olumsuz etkilediği için operasyon öncesinde mutlaka değerlendirilmeli ve bırakılmalıdır.
Uygun adayların sahip olduğu ortak özellikler şunlardır:
- Burun kanatlarının yüz sınırlarını aşacak kadar geniş olması
- Burun deliklerinin asimetrik yapıda olması
- Gülümseme sırasında burun kanatlarının aşırı açılması
- Burun deliği tabanının yayvan olması
- Travma sonrası burun kanadında şekil bozukluğu olması
- Daha önce rinoplasti geçirmiş ancak kanatları geniş kalmış olması
Burun genişliği ve delik büyüklüğü analizi nasıl yapılır?
Bir hastayı değerlendirirken, sadece burna odaklanmak bizi yanıltabilir. Yüz bir bütündür ve burun bu bütünün parçasıdır. Analiz sürecinde öncelikle hastanın yüzü karşıdan ve profilden detaylıca incelenir. Göz pınarlarından aşağıya doğru inen hayali dikey çizgiler bizim için bir referans noktasıdır. İdeal bir estetik algıda, burun kanatlarının bu çizgilerin arasında veya sınırında kalması beklenir. Eğer kanatlar bu çizgilerin dışına taşıyorsa, geniş bir burun tabanından söz edebiliriz.
Bunun yanı sıra burun deliğinin geometrik şekli de çok önemlidir. Burun delikleri damla, yuvarlak, yatay oval veya dikey oval gibi farklı formlarda olabilir. Hangi tekniğin kullanılacağına karar verirken bu şekil belirleyicidir. Ayrıca burun kanadının yanağa yapışma açısı, burun ucunun ne kadar önde olduğu (projeksiyonu) ve dudak yapısı da analize dahil edilir. Bazen burun ucu çok düşük olan bir hastada burun kanatları olduğundan daha geniş görünebilir; bu durumda sadece burun ucunu kaldırmak bile kanatların daha dar algılanmasını sağlayabilir. Bu nedenle analiz yapılırken burun, dudak, çene ve yanak ilişkisi üç boyutlu olarak değerlendirilir.
Wedge (Kama) eksizyonu tekniği nedir ve hangi durumlarda uygulanır?
Alarplasti denildiğinde cerrahların en sık başvurduğu ve “altın standart” olarak kabul edilen yöntemlerden biri Wedge, yani kama eksizyonudur. Bu teknik, özellikle burun kanatlarının dışa doğru aşırı bombeli olduğu, bizim “flare” dediğimiz durumlar için mükemmel bir çözümdür. Bazı hastalarda burun deliklerinin içi çok geniş değildir ancak kanatların dış kısmı çok etli ve kavislidir. İşte bu kavisli yapıyı düzeltmek için bu yöntem tercih edilir.
Tekniğin mantığı, burun kanadının yanağa birleştiği doğal kıvrım hattından, kama şeklinde (üçgen prizma benzeri) bir doku parçasının çıkarılmasına dayanır. Bu yöntemin en büyük avantajı, burun deliğinin iç çevresini, yani hava giriş alanını daraltmadan, sadece kanadın dışa yaptığı o geniş kavisi azaltabilmesidir. Böylece hastanın nefes alma kapasitesi etkilenmezken, estetik olarak daha düz ve zarif bir kanat yapısı elde edilir.
Bu teknikte insizyonun yerleşimi çok kritiktir. Kesi, burun kanadı ile yanak birleşimindeki doğal gölgeli alana (alar-fasiyal oluk) gizlenir. Bu sayede iyileşme tamamlandığında iz, bu doğal gölgenin içinde kaybolur ve fark edilmesi neredeyse imkansız hale gelir. Wedge eksizyonu, burnun özellikle yan profilden görünümünü yumuşatır ve burun-yanak geçişini daha estetik kılar.
Sill (Eşik) redüksiyonu ile burun tabanı genişliği nasıl daraltılır?
Her hastada sorun kanatların dışa doğru bombeliği olmayabilir. Bazı durumlarda burun kanatları düzdür ancak burun deliklerinin tabanı, yani zemini çok geniştir. Bu durumda burun delikleri birbirinden çok ayrık durur ve burun tabanı yayvan bir görüntü sergiler. İşte bu gibi durumlarda “Sill eksizyonu” adı verilen teknik devreye girer. Sill, burun deliğinin hemen girişindeki eşik bölgesidir.
Bu yöntemde burun deliğinin taban kısmından geometrik olarak hesaplanmış bir doku çıkarılır. Amaç burun kanatlarını tabandan birbirine yaklaştırmaktır. Bu işlemi bir pergelin bacaklarını kapatmaya benzetebiliriz; pergelin açısı daraldıkça bacaklar birbirine yaklaşır. Sill redüksiyonu da burun kanatlarının yüzdeki duruş açısını daraltır. Bu teknik özellikle burun delikleri yatay oval şekilde olan ve güldüğünde burun delikleri yana doğru çok uzayan hastalarda son derece etkilidir.
Çoğu zaman hastalarımızda hem kanat bombeliği hem de taban genişliği birlikte bulunur. Bu durumda cerrah olarak Wedge eksizyonu ile Sill redüksiyonunu kombine ederek uygularız. Bu hibrit yaklaşım hem kanadın kavisini düzeltir hem de burun deliklerini ideal pozisyonuna taşır, böylece tam bir estetik iyileşme sağlanır.
İzsiz bir yöntem olan Gingival Yaklaşım nedir ve avantajları nelerdir?
Geleneksel yöntemlerin, yani ciltten kesi yaparak doku çıkarmanın her zaman uygun olmadığı bazı özel durumlar vardır. Tıp dünyası sürekli gelişmekte ve cerrahlar daha az iz bırakan, daha doğal sonuçlar veren yöntemler arayışındadır. Bu bağlamda, özellikle Türk cerrahların literatüre katkılarıyla gelişen “Gingival Yaklaşım” dikkat çekici bir tekniktir. Bu yöntem özellikle burun kanadı retraksiyonu dediğimiz, burun kanadının yukarı doğru çekildiği zorlu vakalarda kullanılır.
Bu tekniğin en büyük farkı, cilde dışarıdan herhangi bir kesi yapılmamasıdır. İşlem tamamen ağız içinden gerçekleştirilir. Üst dudak altından, köpek dişinin (kanin dişi) hizasındaki diş etinden girilerek burun kanadının altındaki kemik zarı seviyesine ulaşılır. Buradaki yumuşak dokular ve bağlar serbestleştirilerek, gerginlik nedeniyle yukarı çekilmiş veya bozuk duran burun kanadı doğal pozisyonuna getirilir.
Bu yöntemin avantajları şunlardır:
- Dışarıdan görünen hiçbir kesi izi olmaması
- Burun kanadındaki mimik kaslarının korunması
- Doğal gülüş ifadesinin bozulmaması
- Hızlı iyileşme süreci
- Doku kaybı yaşanmaması
Ameliyat süreci nasıl işler ve anestezi yöntemi neye göre belirlenir?
Alarplasti ameliyatı hasta konforunun ön planda tutulduğu, genellikle kısa süren ve ağrısız bir süreçtir. Anestezi tercihi, yapılacak işlemin kapsamına ve hastanın psikolojik durumuna göre belirlenir. Eğer sadece burun kanatlarına müdahale edilecekse (izole alarplasti), işlem lokal anestezi altında güvenle yapılabilir. Bu diş hekiminde dolgu yaptırmaya benzer; sadece burun bölgesi uyuşturulur, hasta uyanıktır ancak hiçbir ağrı hissetmez.
Ancak bazı hastalarımız ameliyat ortamında dikkatli olmaktan tedirginlik duyabilirler. Bu durumda sedasyon dediğimiz hafif uyku hali veya genel anestezi tercih edilebilir. Ayrıca alarplasti genellikle tam kapsamlı bir burun estetiği (rinoplasti) ameliyatının bir parçası olarak yapıldığında, hasta zaten genel anestezi altında olduğu için işlem bu sürecin sonunda gerçekleştirilir.
Ameliyat süresi sadece alarplasti için ortalama 45 dakika ile 1 saat arasındadır. Ameliyat öncesinde yapılan detaylı çizimler ve ölçümler, sürecin en önemli kısmıdır. Cerrah, hastanın yüzünde milimetrik hesaplamalar yaparak çıkarılacak dokuyu işaretler. Bu aşama, sonucun simetrisi için hayati önem taşır. İşlem bittikten sonra kesi yerleri çok ince estetik dikişlerle kapatılır ve hasta kısa bir gözlem süresinden sonra aynı gün taburcu edilebilir.
İletişime Geçin!
İyileşme süreci nasıldır ve nelere dikkat edilmelidir?
Hastalarımızın en çok merak ettiği konulardan biri de ameliyat sonrası süreçtir. Alarplasti sonrası iyileşme, kemiklere müdahale edilen büyük burun ameliyatlarına göre çok daha hızlı ve zahmetsizdir. Yüzde morluk, göz çevresinde şişlik gibi durumlar bu ameliyatta beklenmez. Hastalarımız genellikle ameliyattan hemen sonra bile kendilerini oldukça iyi hissederler.
İlk 48 saatte burun kanatlarında hafif bir ödem ve sızıntı şeklinde minimal kanamalar olması normaldir. Bu süreçte başın yüksekte tutulması ve aralıklı buz uygulaması ödemin hızla inmesine yardımcı olur. Ağrı genellikle çok hafiftir ve basit ağrı kesicilerle kolayca kontrol altına alınabilir. Dikişler genellikle 5. ile 7. günler arasında alınır. Dikiş alma işlemi tamamen ağrısızdır. Dikişler alındıktan sonra hasta sosyal hayatına tamamen dönebilir. Bazı durumlarda Kendiliğinden eriyen dikiş kullanıldığında dikiş almaya gerek kalmaz.
İyileşme sürecinde dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Yara yerinin temiz ve kuru tutulması
- Reçete edilen antibiyotikli kremlerin düzenli sürülmesi
- Ağır sporlardan bir süre uzak durulması
- Aşırı mimik yapmaktan kaçınılması
- Sigara ve alkol tüketimine ara verilmesi
- Sert sümkürme hareketinin yapılmaması
Alarplasti sonrasında kalıcı iz kalır mı ve bu izler nasıl gizlenir?
Burun estetiğinde “iz” konusu her zaman hassas bir noktadır. Dürüst olmak gerekirse, cildin kesildiği her işlemde aslında teknik olarak bir iz oluşur. Ancak cerrahinin sanatı, bu izi “görünmez” kılmakta yatar. Alarplastide iz yönetimi, cerrahi başarının en önemli göstergelerinden biridir.
Başarılı bir alarplastide kesiler, rastgele yerlere yapılmaz. Yüzün doğal anatomik kıvrımları, cerrahlar için mükemmel saklanma alanlarıdır. Özellikle burun kanadı ile yanak arasındaki oluk, ışığın doğal olarak gölge oluşturduğu bir bölgedir. Kesiler tam bu oluğun içine yerleştirildiğinde, iyileşme tamamlandığında oluşan ince çizgi bu gölgenin içinde kaybolur. Nadiren çok yakınına gelip oluğu açtığınızda belli belirsiz hafif bir çizgi görülebilir.
Ayrıca kullanılan dikiş materyalleri ve tekniği de izin kalitesini belirler. Saç telinden çok daha ince, lifsiz, dokuya zarar vermeyen materyaller kullanılarak yapılan çok katlı kapatma teknikleri, yara dudaklarının gerilimsiz birleşmesini sağlar. Gerilim olmayan yara, iz bırakmadan iyileşir. İyileşme sürecinin başlarında kesi yerlerinde hafif bir pembelik olabilir, ancak bu durum zamanla solarak ten rengini alır ve belirsizleşir. Hastanın genetik yara iyileşme potansiyeli de önemli bir faktördür, ancak modern tekniklerle belirgin iz kalma riski minimuma indirilmiştir.
Olası komplikasyonlar nelerdir ve riskler nasıl yönetilir?
Her tıbbi müdahalede olduğu gibi alarplastide de teorik olarak bazı riskler mevcuttur. Ancak tecrübeli bir cerrah ve uygun teknikle bu riskler oldukça nadir görülür. Hastalarımızın bu konuda bilinçli olması, süreci daha güvenle yönetmemizi sağlar.
En sık karşılaşılan durum geçici asimetrilerdir. İnsan yüzü doğuştan genellikle asimetriktir. Halk deyimiyle yedi sülaleye çeker, tüm aileden genetik özellikler alırız. Farklı farklı genler bir araya geldiği için yüzümüzün her bir yarısındaki kemik ve yapılar karşılıklı birebir aynısı olmayabilir. Bunun gibi iki burun deliği de ameliyat öncesinde de asla birebir aynı değildir. Ameliyat sonrası ödemlerin farklı oranlarda inmesi nedeniyle geçici asimetriler görülebilir, ancak bu durum dokular iyileştikçe düzelir. Enfeksiyon riski, yüz bölgesinin kanlanması çok iyi olduğu için oldukça düşüktür.
Olası riskler şunlardır:
- Geçici veya kalıcı asimetri
- Yara yerinde enfeksiyon gelişimi
- Beklenenden belirgin yara izi kalması
- Burun deliklerinin aşırı daraltılması
- Nefes almada zorluk yaşanması
- Dikiş materyaline karşı reaksiyon
Bu risklerin çoğu, ameliyat öncesi iyi bir planlama ve ameliyat sonrası dikkatli bir bakımla önlenebilir. Örneğin aşırı daraltma riski, cerrahın “koruyucu cerrahi” prensibine uymasıyla bertaraf edilir. Amaç her zaman fonksiyonu bozmadan estetiği sağlamaktır.
Rinoplasti ile kombine edilen alarplasti işleminin avantajları nelerdir?
Alarplasti tek başına yapılabileceği gibi, sıklıkla tam kapsamlı bir burun estetiği (rinoplasti) ameliyatının tamamlayıcı bir parçası olarak uygulanır. Hatta birçok vakada alarplasti kararı, rinoplasti ameliyatının en sonunda verilir. Bunun çok önemli bir teknik nedeni vardır:
Rinoplasti sırasında burun ucu kaldırıldığında (projeksiyon artırıldığında) veya burun sırtı inceltildiğinde, burun kanatları gerilerek görsel olarak daha geniş veya yayvan görünebilir. Yani ameliyatın başında normal görünen burun delikleri, burun ucu şekillendirildikten sonra göze batmaya başlayabilir. Bu durumu önceden öngörmek her zaman mümkün olmayabilir. Bu nedenle cerrahlar genellikle ana ameliyatı bitirip burun ucuna son şeklini verdikten sonra burun kanatlarını tekrar değerlendirirler.
Eğer burun ucu yeni pozisyonunu aldığında kanatlar hala geniş duruyorsa veya yüzle uyumsuzsa, aynı seansta alarplasti eklenir. Bu bütüncül yaklaşım burnun sadece profil görüntüsünün değil karşıdan görünümünün de kusursuz olmasını sağlar. İki işlemin birlikte yapılması, hastanın tek bir anestezi ve tek bir iyileşme süreciyle tam sonuca ulaşmasına olanak tanır. Ayrıca burun bir bütün olduğu için, kanatların burun ucuyla olan orantısı ancak tüm yapılar yerli yerine oturduğunda net olarak görülebilir.
Burun deliklerini küçültmek nefes almayı zorlaştırır mı?
Hastalarımızın en büyük endişelerinden biri, burun delikleri küçüldüğünde hava girişinin azalacağı ve nefes almanın zorlaşacağı korkusudur. Bu oldukça yerinde ve mantıklı bir sorudur. Ancak doğru planlanmış bir cerrahide bu sorunun cevabı kesinlikle “hayır”dır.
Nefes alma fizyolojisinde, havanın girdiği alanın (burun deliği girişi) boyutu tek belirleyici faktör değildir. Hatta bazı durumlarda, burun kanatlarının aşırı geniş veya gevşek olması, derin nefes alırken kanatların vakum etkisiyle içe çökmesine (nazal valv kollapsı) neden olabilir. Bu durum paradoksal olarak nefes almayı zorlaştırır. Alarplasti ile kanatlar toparlandığında ve yapısal olarak desteklendiğinde bu çökme engellenebilir ve nefes alma kalitesi artabilir.
Burada kritik nokta, cerrahın burun içindeki “valv” dediğimiz en dar hava geçiş bölgesine zarar vermemesidir. Wedge eksizyonu gibi teknikler, burun deliğinin iç çapını daraltmadan sadece dış kavisini düzelttiği için hava yolunu daraltmaz. Sill eksizyonunda ise yapılan daraltma miktarı, hava yolunu etkilemeyecek güvenli sınırlarda tutulur. Cerrahın önceliği her zaman hastanın sağlıklı nefes alabilmesidir; estetik kaygılar asla fonksiyonun önüne geçmemelidir.
Sonuçlar kalıcı mıdır ve yaşlanma süreci burun yapısını nasıl etkiler?
Alarplasti ile elde edilen sonuçlar kalıcıdır. Kesilip çıkarılan doku tekrar geri gelmez ve burun kanatları eski genişliğine dönmez. Bu yönüyle alarplasti, hastaya ömür boyu sürecek bir estetik kazanç sağlar. Ameliyattan sonraki ilk birkaç ay içinde ödemler indikçe burun son şeklini alır ve bu şekil kalıcı hale gelir.
Ancak unutulmamalıdır ki yaşlanma dinamik bir süreçtir ve tüm yüzümüz gibi burnumuz da bu süreçten etkilenir. Yıllar içinde cildin elastikiyetini kaybetmesi, yer çekiminin etkisi ve yumuşak dokulardaki değişimler burun yapısında minimal değişikliklere yol açabilir. Örneğin burun ucu yaşla birlikte bir miktar düşebilir veya cilt incelip gevşeyebilir. Ancak bu doğal süreç alarplasti ile elde edilen daralmış burun tabanının tekrar genişlemesine neden olmaz.
Kilo değişiklikleri de sonucu etkileyebilecek bir faktördür. Aşırı kilo alıp verme durumlarında yüzdeki yağ dokusu değişeceği için burun kanatlarının görünümü de dolaylı olarak etkilenebilir. Ancak genel olarak bakıldığında, alarplasti stabil ve uzun vadeli memnuniyet sağlayan bir işlemdir. Hastalarımız yıllar sonra bile burunlarının yüzleriyle olan uyumundan memnuniyet duyarlar.
Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) Olanların Yorumları
Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) olanların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) Öncesi Sonrası Fotoğraflar
Burun Deliği ve Kanadı Küçültme Ameliyatı (Alarplasti) öncesi sonrası fotoğraflar için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

