Septoplasti, burun içinde yer alan ve hava geçişini etkileyen eğri septumun (burun bölmesi) cerrahi olarak düzeltilmesini amaçlayan fonksiyonel bir operasyondur. Estetik amaç güdülmez; sadece solunum fonksiyonlarını iyileştirmek hedeflenir.
Septum deviasyonu olan bireylerde septoplasti kimlere uygulanır sorusu, burun tıkanıklığı, kronik sinüzit, baş ağrısı, horlama ve ağızdan soluma gibi şikâyetleri olan hastalar için yanıt bulur. Bu durum genellikle doğumsal veya travmaya bağlı gelişir.
Ameliyat sırasında eğri kıkırdak ve kemik yapılar düzeltilir, gerekirse fazla dokular çıkarılır. İşlem genellikle lokal veya genel anestezi altında yapılır ve burnun dış görünümünde herhangi bir değişiklik oluşmaz; tüm işlem burun içinde gerçekleşir.
Septoplasti sonrası iyileşme süreci genellikle hızlıdır. Burun içine yerleştirilen silikon tamponlar birkaç gün içinde çıkarılır, hasta kısa sürede normal yaşantısına dönebilir. Ameliyat sonrası düzgün hava akışı sağlanarak yaşam kalitesi belirgin şekilde artar.
Prof. Dr. Fehmi Döner
KBB ve Baş - Boyun Cerrahisi Uzmanı
İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.
Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.
Devamını GörüntüleSeptoplasti Nedir?
Septoplasti, burun orta bölmesinde (septum) bulunan eğriliğin cerrahi olarak düzeltilmesi işlemidir. Septum deviasyonuna bağlı burun tıkanıklığı, baş ağrısı, horlama ve tekrarlayan sinüzit gibi şikâyetlerin giderilmesi amacıyla uygulanır. Operasyon sırasında eğri kıkırdak ve kemik yapılar düzeltilir veya yeniden şekillendirilir. Genellikle genel ya da lokal anestezi altında gerçekleştirilir ve burun fonksiyonlarının iyileştirilmesi hedeflenir.
Septum Deviasyonu Neden Oluşur ve Vücudu Nasıl Etkiler?
Tıbbi adıyla “septum deviasyonu” dediğimiz durum bu orta duvarın sağa veya sola doğru kayması, bükülmesi veya bazı noktalarda sivri çıkıntılar (spur) oluşturmasıdır. Peki, neden bazılarımızın burnu içten eğridir? Bunun cevabı genellikle iki ana başlıkta toplanır: genetik mirasımız ve hayatın içindeki kazalar.
Bazı hastalarımızda bu durum tamamen doğuştandır. Anne karnındaki duruş pozisyonu veya doğum kanalından geçerken oluşan baskılar bile septumun kaderini belirleyebilir. Genetik kodlarımızda, yüz asimetrisine yatkınlık varsa, yaş ilerledikçe burun kemikleri büyürken septum bu hıza ayak uyduramayıp bükülebilir. Ancak en sık gördüğümüz sebep, çocukluk çağındaki düşmeler ve çarpmalardır. O yaşlarda önemsenmeyen küçük bir darbe, burnun büyüme merkezlerini (mikroskobik fabrikaları) etkiler. Çocuk büyüdükçe, burnun çatısı gelişir ama septum aldığı hasar nedeniyle yamuk büyür.
Deviasyon oluştuğunda vücutta bir kaos başlar. Fizik kuralları gereği, eğriliğin olduğu dar tarafta hava sıkışır ve hızı artar. Hızlanan hava, geçtiği yeri kurutur. Bu durum burun içinde kabuklanmalara, yanmalara ve sık tekrarlayan burun kanamalarına yol açar.
Ancak işin en ilginç kısmı, “paradoksal tıkanıklık” dediğimiz durumdur. Hasta genellikle eğriliğin olduğu tarafın tıkalı olmasını bekler. Fakat deviasyonun olmadığı, yani geniş olan tarafta da tıkanıklık yaşanır. Neden mi? Çünkü vücudumuz boşluk sevmez. Geniş olan taraftaki boşluğu doldurmak için, burun eti dediğimiz “konkalar” şişer ve büyür. Sonuç olarak hasta, bir tarafı kemik eğriliği, diğer tarafı ise et büyümesi yüzünden kapalı olan fonksiyonunu yitirmiş bir burunla baş başa kalır.
Septum deviasyonunun yarattığı temel sorunlar şunlardır:
- Kronik burun tıkanıklığı
- Ağız açık uyuma
- Sabahları yorgun uyanma
- Sık tekrarlayan boğaz enfeksiyonları
- Efor kapasitesinde azalma
- Koku alma duyusunda bozulma
- Geniz akıntısı
- Tekrarlayan burun kanamaları
- Yüz ve baş ağrısı
Burun İçi Temizleme Mekanizması Nasıl Zarar Görür?
Burnumuz sadece bir hava tüneli değil aynı zamanda son derece gelişmiş bir filtreleme sistemidir. Burun içini döşeyen mukoza tabakası, gözle görülmeyen milyonlarca mikroskobik tüycükle (silya) kaplıdır. Bu tüycükler, üzerine yapışan tozları, mikropları ve partikülleri sürekli olarak burnun önünden arkasına, yani genize doğru süpürür. Bu sisteme “mukosiliyer klirens” diyoruz. Bu burnun kendi kendini yıkama ve temizleme mekanizmasıdır.
Sağlıklı bir insanda bu süpürme işlemi çok hızlı ve etkilidir. Dışarıdan giren bir toz zerresi, yaklaşık 10-15 dakika içinde burnun arkasına atılır ve yutularak mide asidinde yok edilir. Ancak septum eğriliği olduğunda, hava akımı bozulur ve türbülans oluşur. Bu türbülans, o bölgedeki hassas tüycükleri adeta bir rüzgarın ekinleri yatırması gibi ezer ve döker. Ayrıca hava akımının yarattığı kuruluk, mukusun kıvamını bozar; akışkan değil yapışkan bir hale getirir.
Yapılan bilimsel ölçümler bize şunu göstermektedir: Ciddi deviasyonu olan hastalarda burnun kendini temizleme süresi 25-30 dakikayı bulabilir, hatta bazen bu sistem tamamen durur. Sonuç ne olur? Bakteriler ve virüsler burun içinde daha uzun süre kalır, çoğalmak için fırsat bulur. Bu da hastanın neden sürekli hasta olduğunu, neden sinüzit ataklarının bir türlü geçmediğini açıklar. Başarılı bir cerrahiden sonra en büyük hedeflerimizden biri, sadece hava yolunu açmak değil bu “süpürme” mekanizmasını fabrika ayarlarına geri döndürmektir.
Ameliyat Kararı Hangi Durumlarda ve Belirtilerde Verilir?
Bir hastanın elinde bir tomografi filmiyle gelip “Hocam burnumda eğrilik varmış, ameliyat olmalı mıyım?” diye sorması çok sık karşılaştığımız bir durumdur. Burada cevabımız her zaman çok nettir: Biz filmleri değil hastayı tedavi ederiz. Sadece radyolojik görüntülerde septumun eğri olması, o kişinin mutlaka bıçak altına yatması gerektiği anlamına gelmez. Eğer kişinin şikayeti yoksa, uykusu kaliteliyse, efor kapasitesi yerindeyse o eğriliğe dokunmayız.
Ancak bazı durumlar vardır ki cerrahi artık bir tercih değil sağlık için bir zorunluluk haline gelir. En temel kriterimiz, hastanın yaşam kalitesinin bozulmasıdır. İlaç tedavilerine, burun spreylerine, alerji tedavilerine rağmen açılmayan bir burun, artık mekanik bir tıkanıklık var demektir ve mekanik sorunlar ancak mekanik (cerrahi) yöntemlerle çözülür.
Ameliyat kararını kesinleştiren başlıca durumlar şunlardır:
- İlaç tedavisine dirençli burun tıkanıklığı
- Kronik sinüzit atakları
- Şiddetli horlama
- Obstrüktif uyku apnesi sendromu
- Kontrol altına alınamayan burun kanamaları
- Tek taraflı inatçı baş ağrıları
- Orta kulak problemleri
- Dış görünümde bariz eğrilik
Ayrıca bazen asıl sorun burun tıkanıklığı olmasa bile, başka bir hastalığı tedavi etmek için septoplasti yapmamız gerekebilir. Örneğin hipofiz bezi tümörüne burun içinden ulaşılacaksa veya göz yaşı kanalı tıkanıklığı ameliyatı yapılacaksa, cerrahın çalışma alanını açmak için septumun düzeltilmesi gerekebilir. Bu durumlarda septum cerrahisi, tedaviye giden yolda bir basamak görevi görür.
İdeal Ameliyat Yaşı Nedir ve Çocuklarda Yaklaşım Nasıl Olmalıdır?
Bu ameliyat için “doğru zaman” kavramı oldukça kritiktir. Genel kabul görmüş kural, yüz gelişiminin büyük oranda tamamlandığı 18 yaşını beklemektir. Neden acele etmiyoruz? Çünkü septumun belirli bölgelerinde, burnun ve orta yüzün büyümesini sağlayan özel büyüme çekirdekleri vardır. Erken yaşta, özellikle de agresif bir teknikle yapılan ameliyatlar, bu merkezlere zarar verebilir. Sonuç olarak çocuğun burnu büyümez, yüzü basık kalır ve “semer burun” dediğimiz çökük bir burun yapısı oluşabilir.
Ancak tıpta “asla” kelimesini kullanmayı sevmeyiz. Bazı istisnai durumlarda, 18 yaşını beklemek çocuğa daha büyük zarar verebilir. Eğer deviasyon çocuğun nefes almasını tamamen engelliyorsa, şiddetli uyku apnesine yol açıyorsa, büyüme-gelişme geriliği yaratıyorsa veya ağız solunumuna bağlı olarak diş ve çene yapısı bozulmaya başlamışsa beklemek lüksümüz yoktur.
Bu özel durumlarda “Koruyucu Pediatrik Septoplasti” (Limited Septoplasti) dediğimiz çok hassas bir yöntem uygularız. Bu ameliyatta cerrah, adeta bir mayın tarlasında yürür gibi dikkatli davranır. Büyüme merkezlerine dokunulmaz, geniş kıkırdak çıkarmaları yapılmaz. Sadece hava yolunu tıkayan en bariz eğrilik, minimal dokunuşlarla düzeltilir. Amaç çocuğun ergenlik sonuna kadar rahat nefes almasını sağlamaktır. Gerekirse 18 yaşından sonra daha detaylı bir revizyon ameliyatı planlanabilir.
Modern Cerrahi Teknikler ve Yöntemler Nelerdir?
Yıllar içinde tıp teknolojisi ve cerrahi felsefemiz çok değişti. Eskiden septoplasti denilince, eğri olan kıkırdak ve kemiklerin büyük bir kısmının çıkarılıp atıldığı ameliyatlar yapılırdı. Bu yaklaşım evet, hava yolunu açıyordu ama burnun desteğini zayıflatıyordu. Zamanla burun ucunda düşmeler, sırtında çökmeler görülüyordu. Bugün ise yaklaşımımız “Yık ve dök” değil “Onar ve yeniden şekillendir” üzerine kuruludur. Artık hedefimiz kıkırdağı atmak değil onu düzeltip yerine koymaktır. Çünkü o kıkırdak, burnunuzun en kıymetli yapı taşıdır.
Günümüzde uyguladığımız temel teknikleri şöyle sıralayabiliriz:
- Kapalı Teknik ve Cottle Yöntemi:
Bu yöntem klasik septoplastinin temelidir. Burun deliğinin içinden, dışarıdan görünmeyen bir kesi ile girilir. Mukoza, kıkırdaktan nazikçe ayrılır. Eğri kıkırdak çıkarılmaz; bunun yerine özel aletlerle ezilerek düzleştirilir, çentikler atılarak gerginliği alınır veya dikişlerle orta hatta asılır. Yani kıkırdak terbiye edilir ve olması gereken pozisyonda bırakılır.
- Endoskopik Septoplasti:
Teknolojinin bize sunduğu en büyük hediyelerden biridir. Burnun içine, ucunda kamera ve ışık olan ince çubuklar (endoskoplar) ile gireriz. Bu sayede burnun en arka, en karanlık köşelerindeki eğrilikleri bile dev ekranda HD kalitesinde görürüz. Bu yöntemin en büyük avantajı, sadece sorunlu bölgeye müdahale etmemize olanak tanımasıdır. Tüm burnu soymak yerine, nokta atışı (target surgery) yaparız. Bu da ameliyat sonrası şişliğin az olmasını ve iyileşmenin çok hızlı olmasını sağlar. Özellikle “septal spur” dediğimiz kemik çıkıntıların alınmasında altın standarttır.
- Ekstrakorporeal Septoplasti:
Bu yöntem cerrahinin zirve noktasıdır. Genellikle çok ağır travma geçirmiş, burnu “S” veya “Z” şeklinde bükülmüş, “eğri burun” (crooked nose) deformitesi olan hastalarda uygulanır. Burun içinde çalışmak yetersiz kaldığında, septum kıkırdağını bir bütün olarak dışarı çıkarırız. Ameliyat masasının üzerindeki steril alanda (back-table), kıkırdağı adeta bir heykeltıraş veya mühendis gibi yeniden inşa ederiz. Eğrilikleri keseriz, yamaları yaparız, eriyebilen plakalarla destekleriz ve dümdüz bir plaka haline getirdikten sonra burnun içine tekrar monte ederiz. Bu en umutsuz görünen burunlarda bile mucizeler yaratmamızı sağlar.
Yüz Estetiği ve Rinoplasti İçin Septum Neden Kıymetlidir?
Bir KBB ve Yüz Estetik Cerrahı olarak septuma bakışım, sadece bir duvar olmasının çok ötesindedir. Septum, bizim için paha biçilemez bir “yedek parça bankasıdır”. Estetik burun ameliyatlarında (rinoplasti), burun ucunu kaldırmak, sırtını düzeltmek, kanatlarını güçlendirmek için en ideal malzeme hastanın kendi septum kıkırdağıdır. Düzdür, serttir ama şekil verilebilir ve vücut tarafından reddedilme riski sıfırdır.
Eğer daha önce özensiz bir septoplasti yapılmış ve içerideki kıkırdaklar gereksiz yere atılmışsa, ileride estetik ameliyat olmak isteyen hasta için işler zorlaşır. Çünkü elimizde kullanacak malzeme kalmamıştır. Bu durumda kulak kepçesinden veya kaburga kıkırdağından parça almak (greft) zorunda kalırız. Bu hem ek bir ameliyat demektir hem de kaburga kıkırdağı hiçbir zaman septum kıkırdağının o doğal inceliğini ve uyumunu veremeyebilir. Bu yüzden septoplasti yaparken her milimetrik kıkırdağın hesabını yapar, geleceği düşünerek hareket ederiz.
Burada “L-Strut” kavramından bahsetmek gerekir. L-strut, septumun burnun sırtını ve ucunu taşıyan, “L” harfi şeklindeki emniyet şerididir. Ne kadar eğri olursa olsun, burnun ön ve üst kısmındaki en az 1-1.5 cm’lik kıkırdak çerçeveyi korumak zorundayız. Bu binanın ana taşıyıcı kolonudur. Eğer bu kolon zarar görürse, burun kendi içine çöker ve “boksör burnu” veya “semer burun” görüntüsü oluşur. Cerrahın ustalığı, eğriliği düzeltirken bu hayati kolonu sağlam tutabilmesindedir.
İletişime Geçin!
Nazal Valv Darlığı ve Nefes Alma İlişkisi Nedir?
Hastalarımızdan bazen şu cümleyi duyarız: “Doktor bey, kemiği aldırdım, filmde burun içi açık görünüyor ama ben hala nefes alamıyorum.” İşte bu noktada suçlu genellikle “nazal valv” bölgesidir. Nazal valv, burnun çatısını oluşturan kıkırdaklar ile septum arasındaki o dar açıdır. Burası bir mandal gibi çalışır. Normalde nefes alırken bu açının 10-15 derece olması gerekir. Eğer bu açı daralmışsa, siz ne kadar derin nefes almaya çalışırsanız çalışın, vakum etkisiyle burun kanatları içe yapışır ve hava girişi kesilir.
Bu sorunu çözmek için septumdan elde ettiğimiz kıkırdakları çok akıllıca kullanırız. “Spreader Greft” (yayıcı greft) dediğimiz kıkırdak şeritleri, septum ile çatı kıkırdaklarının arasına yerleştiririz. Bu tıpkı dar gelen bir ayakkabının kalıba sokulup genişletilmesi gibi, o dar açıyı genişletir. Böylece hem nefes alma sorunu çözülür hem de burun sırtındaki o ince estetik çizgiler (dorsal estetik çizgiler) belirginleşir.
Ayrıca burun ucu düşüklüğü de nefes almayı zorlaştırır. Burnunuzun ucunu parmağınızla hafifçe kaldırdığınızda daha iyi nefes aldığınızı fark ediyorsanız, sizin burun ucu desteğine ihtiyacınız var demektir. Bunu da yine septum kıkırdağından hazırladığımız “Kolumellar Strut” grefti ile sağlarız. Bu greft, iki burun deliği arasına yerleştirilen bir direk görevi görerek burun ucunun zamanla aşağı düşmesini engeller.
Valv cerrahisinde kullandığımız başlıca greftler şunlardır:
- Spreader greftler
- Kolumellar strut grefti
- Septal ekstansiyon grefti
- Alar batten greftleri
- Rim greftleri
Ameliyat Sonrası Tampon Kullanımı Nasıldır?
Septoplasti denilince herkesin aklına gelen o korkulu rüya: “Tamponlar çekilirken beynim yerinden oynadı sandım!” Bu cümle, neyse ki büyük oranda tıp tarihinin tozlu raflarında kaldı. Eskiden kullanılan metrelerce uzunluğundaki bez tamponlar, kuruyup dokuya yapıştığı için çıkarılması gerçekten ızdıraplıydı. Ancak modern tıpta hasta konforu her şeyin önündedir.
Günümüzde iki ana yöntem kullanıyoruz ve ikisi de oldukça konforludur:
Oluklu Silikon Splintler:
Bunlar yaprak şeklinde, yumuşak ve kaygan silikon materyallerdir. En büyük özellikleri, ortalarında hava tünellerinin bulunmasıdır. Yani hasta ameliyattan uyanır uyanmaz, bu tüneller sayesinde nefes alabilir. Dokuya yapışmazlar. Çıkarılma anı saniyeler sürer ve hasta ağrıdan ziyade, sadece burnunun içinden bir şeyin kayıp gittiği garip bir gıdıklanma hissi duyar.
Tamponsuz Cerrahi (Transseptal Sütür):
Uygun vakalarda, hiç tampon veya silikon kullanmayabiliriz. “Kapitone dikiş” (quilting suture) dediğimiz özel bir teknikle, septumun iki mukoza yaprağını boydan boya, bir yorgan diker gibi birbirine dikeriz. Bu dikişler, arada kan birikmesini engeller ve dokuları birbirine yapıştırır. Hasta ameliyattan, burnunda hiçbir yabancı cisim olmadan çıkar. Bu teknik, hasta konforunun zirvesidir ancak her burun yapısı buna uygun olmayabilir; buna cerrah ameliyat sırasında karar verir.
Ameliyat sonrası dikkat edilmesi gerekenler şunlardır:
- Reçetelenen spreylerle düzenli burun yıkaması
- Burun içinin nemli tutulması
- Ağır sporlardan kaçınma
- Sıcak banyo ve buhardan uzak durma
- Burnu darbelere karşı koruma
- Sümkürme hareketinden kaçınma
Olası Komplikasyonlar ve Riskler Nelerdir?
Septoplasti, ehil ellerde yapıldığında komplikasyon oranı son derece düşük, güvenli bir ameliyattır. Ancak her cerrahi müdahalede olduğu gibi, burada da sıfır riskten bahsetmek mümkün değildir. Hastanın bu ihtimalleri bilmesi, sürecin şeffaflığı açısından önemlidir.
En çok çekindiğimiz durum “Septal Hematom”dur. Bu mukoza yaprakları arasında kan birikmesidir. Septum kıkırdağı damarsız bir dokudur, beslenmesini üzerindeki mukozadan difüzyon (sızma) yoluyla alır. Eğer araya kan girerse, kıkırdak beslenemez ve 48-72 saat içinde eriyebilir. Bu da kalıcı burun deformitesine yol açar. Bu yüzden ameliyat sonrası burunda ani başlayan şiddetli ağrı ve tam tıkanıklık varsa, acilen doktorunuza başvurmanız gerekir. Basit bir boşaltma işlemiyle sorun çözülür.
Diğer bir risk “Septal Perforasyon” yani septumda delik oluşmasıdır. Ameliyat sırasında karşılıklı mukoza yırtıkları oluşursa ve fark edilmezse iyileşirken orada bir delik kalabilir. Bu delik, nefes alırken ıslık sesine ve sürekli kabuklanmaya neden olabilir. Tecrübeli bir cerrah, ameliyat sırasında yırtık olsa bile bunu fark edip onarır.
Nadir görülen diğer bir komplikasyon ise “Semer Burun” deformitesidir. L-strut desteğinin aşırı zayıflatılması sonucu burun sırtının çökmesidir. Bu fonksiyonel bir ameliyatın estetik bir soruna dönüşmesidir ve düzeltilmesi için genellikle kaburga kıkırdağı kullanılarak yapılan daha kapsamlı bir ameliyat (revizyon) gerekir. Bu nedenle cerrah seçimi ve cerrahın koruyucu yaklaşımı hayati önem taşır.
Olası riskler şunlardır:
- Septal hematom
- Septal perforasyon
- Enfeksiyon
- Burun sırtında çökme
- Geçici his kaybı
- Koku duyusunda geçici değişiklikler
- Sineşi (burun içi yapışıklık)
İyileşme Süreci Nasıl İlerler?
Ameliyat bitti, eve döndünüz. Sizi neler bekliyor? İlk birkaç gün, yüzünüzde hafif bir şişlik ve burnunuzda tıkanıklık hissi olması çok normaldir. Ağrı genellikle çok azdır ve basit ağrı kesicilerle kontrol altına alınabilir. Hastalarımız durumu genelde “ağır bir nezle geçiriyor gibiyim” şeklinde tarif ederler.
Silikon splintler genellikle ameliyattan sonraki 2. veya 3. günde, bazen duruma göre 7. günde çıkarılır. Splintlerin alındığı o an, hastalarımız için milattır. İlk derin nefesi aldıklarında yüzlerine yayılan o gülümseme, biz hekimler için en büyük ödüldür. “Hocam beynime oksijen gittiğini hissettim” cümlesini çok sık duyarız.
Ancak iyileşme burada bitmez. Burun içi mukozanın kendini tamamen yenilemesi ve silyaların tekrar çalışmaya başlaması 3 ila 6 hafta sürebilir. Bu dönemde burun içi yıkamalar, okyanus suları ve nemlendirici damlalar en yakın dostunuz olacaktır. Kabuklanmaların temizlenmesi, iyileşmeyi hızlandırır.
Başarılı bir ameliyatın sonucunu nasıl ölçeriz? Sadece “burnum açıldı” demek öznel bir yorumdur. Bilimsel olarak NOSE ve SNOT-22 gibi anketlerle hastanın yaşam kalitesindeki artışı puanlarız. Örneğin ameliyat öncesi uyku kalitesi 10 üzerinden 3 olan bir hastanın, ameliyat sonrası 9’a çıkması, bizim için gerçek başarıdır.
Septoplasti Fiyatları Ne Kadar ?
Ortalama Septoplasti fiyatları kliniğe, yapılan işlemin kapsamına göre değişmektedir.
Septoplasti Olanların Yorumları
Septoplasti olanların yorumları için Google Maps ve Doktortakvimi gibi platformlara bakabilirsiniz.
Septoplasti Öncesi Sonrası Fotoğraflar
Septoplasti öncesi sonrası fotoğraflar için Instagram hesabımızı ziyaret edebilirsiniz.

