Burun ameliyatı sonrası burun kanaması, özellikle rinoplasti ve septoplasti gibi burun ameliyatlarından sonra erken dönemde görülebilen bir durumdur. Genellikle hafif sızıntı şeklinde ortaya çıkar ve cerrahi sahadaki damar iyileşmesine bağlıdır. Çoğu vakada kısa sürede kendiliğinden azalır ve kontrol altına alınır.
Burun ameliyatı sonrası erken dönem kanama, genellikle operasyonu takip eden ilk 24–72 saat içinde daha sık görülür. Bu süreçte tansiyon yükselmesi, travma veya burun içi tamponların yer değiştirmesi kanamayı artırabilir. Hastaların başı yüksekte tutması ve fiziksel efordan kaçınması önerilir.
Rinoplasti sonrası geç dönem burun kanaması, genellikle kabuklanma, enfeksiyon veya mukozal kuruluk nedeniyle gelişebilir. İyileşme sürecinde burun içi dokular hassas olduğundan sert sümkürme ve burun karıştırma kanamayı tetikleyebilir. Düzenli nemlendirici sprey kullanımı koruyucu etki sağlar.
Burun ameliyatı sonrası kanama ne zaman tehlikelidir sorusu önemlidir; yoğun, pıhtılı ve durdurulamayan kanamalar acil değerlendirme gerektirir. Baş dönmesi, halsizlik veya sürekli kan yutma gibi belirtiler eşlik ediyorsa derhal sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken müdahale komplikasyon riskini azaltır.
Ameliyat Sonrası Burun Kanaması Neden Olur?
Burun ameliyatı sırasında kemik, kıkırdak ve yumuşak dokular üzerinde cerrahi işlemler yapılır. Bu işlemleri yapmak için damardan zengin mukoza dediğimiz örtücü epitel ve konka dediğimiz burun içi etlere de müdahele edilir. Bu işlemler sırasında mukoza altında yer alan damar ağı etkilenebilir. Özellikle Kiesselbach pleksusu adı verilen ve burun ön kısmında yoğun damar ağı içeren bölge, ameliyat sonrası dönemde hassasiyet gösterebilir.Konka dediğimiz burun içi kıvrıntalar da yoğun damarlanmaya sahiptir. Ameliyat sırasında tutulan damarcıklar nadir de olsa kabuklanarak açılabilir, tatsız kanamalara yol açabilir.
Cerrahi travmaya bağlı olarak gelişen ödem (şişlik), kabuklanma ve mukozal kuruluk da kanama riskini artırabilir. Ameliyat sonrası burun içi yüzeylerde oluşan kabukların erken dönemde koparılması, kuvvetli hapşırma ve burun sümkürme veya travmatik temas kanamayı tetikleyebilir.
Ayrıca hipertansiyon (yüksek tansiyon), kan sulandırıcı ilaç kullanımı veya pıhtılaşma bozuklukları gibi sistemik faktörler de ameliyat sonrası kanama olasılığını etkileyebilir. Bu nedenle hastanın genel sağlık durumu cerrahi planlamada dikkate alınır.
Hangi Kanamalar Normal Kabul Edilir?
Ameliyat sonrası ilk birkaç gün hafif sızıntı şeklinde pembe veya açık kırmızı renkli akıntı görülebilir. Bu durum genellikle mukozal iyileşme sürecinin bir parçasıdır. Özellikle tampon çıkarıldıktan sonra hafif kanama izlenmesi sık karşılaşılan bir durumdur.
Burun içi mukozasının henüz tam epitelizasyonunu tamamlamadığı erken dönemde, minimal temasla küçük miktarda kanama oluşabilir. Bu tür kanamalar genellikle kısa sürelidir ve kendiliğinden durur.
Ancak kanamanın miktarı artıyor, pıhtı şeklinde yoğun akış gösteriyor veya uzun süre devam ediyorsa bu durum normal iyileşme sürecinin dışında değerlendirilebilir.
Geç Dönem Burun Kanaması Neden Görülebilir?
Ameliyattan haftalar sonra ortaya çıkan kanamalar çoğu zaman mukozal kuruluk ve kabuklanma ile ilişkilidir. Özellikle kış aylarında düşük nem oranı burun içi yüzeylerin kurumasına neden olabilir. Kuruyan mukoza daha kolay çatlar ve yüzeyel damarlar açığa çıkabilir.
Nadiren enfeksiyon gelişimi de kanamaya zemin hazırlayabilir. Enfeksiyon varlığında kanamaya ek olarak kötü kokulu akıntı, artan ağrı veya ateş gibi belirtiler görülebilir. Bu tür durumlarda Kulak Burun Boğaz uzmanı değerlendirmesi gerekir.
Çok nadir durumlarda ise septal hematom (burun orta bölmesinde kan birikimi) veya vasküler komplikasyonlar söz konusu olabilir. Bu tür komplikasyonlar erken müdahale gerektirir.
Kanama Durumunda Ne Yapılmalıdır?
Ameliyat sonrası burun kanaması geliştiğinde öncelikle sakin kalmak önemlidir. Hasta dik pozisyonda oturmalı ve başını hafifçe öne eğmelidir. Bu pozisyon, kanın geniz bölgesine akmasını önler.
Burun kanatlarına nazik ancak sürekli bası uygulanması genellikle yüzeyel kanamalarda yeterlidir. Soğuk uygulama (örneğin burun köküne soğuk kompres, buruna soğuk su çekme) damarların büzüşerek kanamanın durmasına ; azalmasına yani vazokonstriksiyonuna katkı sağlayarak kanamanın azalmasına yardımcı olabilir.
Şiddetli kanama, 10–15 dakikayı aşan kan akışı, baş dönmesi veya baygınlık hissi gibi belirtiler varsa acil tıbbi değerlendirme gerekir. Özellikle ameliyat sonrası erken dönemde kontrolsüz kanamalar hekim tarafından değerlendirilmelidir.
Kanama Riskini Azaltmak İçin Nelere Dikkat Edilmelidir?
İyileşme sürecinde burun mukozasının korunması önemlidir. Doktorun önerdiği izotonik solüsyonlarla burun içinin nemlendirilmesi, kabukların yumuşamasını sağlar ve travmatik kopmaları önleyebilir.
İlk haftalarda kuvvetli sümkürme, ağır egzersiz, eğilme veya ani basınç artışı oluşturan aktivitelerden kaçınılması önerilir. Bu tür aktiviteler intranazal basıncı artırarak kanamaya neden olabilir.
Sigara kullanımı mukozal iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir. Nikotin, damar yapısında vazokonstriktif etki gösterirken doku oksijenlenmesini azaltır ve iyileşme sürecini geciktirebilir. Bu nedenle ameliyat sonrası dönemde sigaradan uzak durulması önerilir.
Ayrıca hekim bilgisi olmadan kan sulandırıcı ilaç kullanımı veya bitkisel destek ürünlerine başlanmamalıdır. Bazı bitkisel ürünler de pıhtılaşma mekanizmasını etkileyebilir.
Hangi Durumlarda Mutlaka Uzman Görüşü Alınmalıdır?
Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden Kulak Burun Boğaz uzmanına başvurulmalıdır:
- Kontrol altına alınamayan yoğun kanama
- Tekrarlayan ve sıklaşan kanama atakları
- Kanamaya eşlik eden şiddetli ağrı
- Yüzde ani şişlik veya morarma artışı
- Ateş ve enfeksiyon bulguları
Her cerrahi müdahale sonrasında iyileşme süreci kişiye özgüdür. Burun ameliyatı sonrası burun kanaması çoğu zaman hafif ve geçicidir; ancak bazı durumlarda altta yatan bir komplikasyonun işareti olabilir. Bu nedenle belirtiler hafife alınmamalı, özellikle beklenenden farklı bir tablo geliştiğinde uzman değerlendirmesi ihmal edilmemelidir.

İlk ve orta öğrenimimi İzmir’de tamamladım. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde tıp eğitimimi 1988 de tamamladım. Uzmanlık eğitimimi Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’nda yaptım. Uzmanlık eğitimim sırasında bilgi ve görgümü artırmak amacıyla farklı zaman ve sürelerle İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı’nda bulundum ve klinik çalışmalara katıldım.
Uzmanlığımı aldığım 1994 tarihinden itibaren sekiz ay süreyle Kütahya Devlet Hastanesi’nde çalıştıktan sonra Aralık 1994’te Süleyman Demirel Üniversitesi KBB Hastalıkları Anabilim Dalı’na yardımcı doçent olarak atandım.

